Yeni doğan döneminde fark edilmeyen cinsellikle ilgili bu durum sonradan nasıl fark edilir?

Aileler genelde âdet görmediği için kızlarını doktora götürürler ve bu hastalığa öyle teşhis konur. Yani ergenlik dönemine kadar fark edilmeyebilir. Erkek çocuğun ise penisi ufaksa şüphelenmeli. Ancak şişman çocuklarda görülen ‘gömük penis’ durumuyla bunu kesinlikle karıştırmamak gerekir.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Bebekken cinsiyetle ilgili bu problem için ne zaman şüphelenmeli ve doktora gitmeli?

Kız bebekte klitoris büyükse, kasık fıtığı varsa; ortada bir sorun olabilir. Çünkü kızlarda kasık fıtığı olmaz. Bu nedenle kasık fıtığı olan kız çocuklarında, hatalı cinsel gelişimden şüphe edilebilir. Erkek bebekte ise idrar deliği penisin ucunda değil ise cinsel gelişim bozukluğundan şüphelenilmeli.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Cinsel gelişim bozukluğu çocuk doğar doğmaz anlaşılır mı?

Anlaşılabilir ama doğumun hemen ardından bu tanıyı koymak hiç de kolay değildir. Ancak durum bazen çok belirgindir. İç organları dişi olduğu halde doğumda erkeğe benzer bir dış genital yapı gösteren bebek, yanlışlıkla erkek olarak tanımlanabilir ya da bu durumun tersi de söz konusudur.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

KADIN PREZERVATİFİ Nasıl Takılır anlatım

KADIN PREZERVATİFİ

Erkeklerin kullandığı kondom (prezervatif) yanında, Amerika ve Avrupa'da birkaç yıldan beri kullanıma sunulmuş olan kadın prezervatifi artık yavaş yavaş Türkiye'de de yaygınlaşmaya başladı.


Erkek prezervatifi 100 yıllardan beri biliniyor ve lateks adı verilen yapı maddesinin ve nonoksinol-9 adlı spermisit (sperm öldürücü) maddenin keşfedilmesiyle gelişimini hemen hemen tamamlamış durumda. Ancak bildiğimiz bir gerçek var ki, erkeklerin önemli bir kısmı prezervatif kullanmayı sevmiyor. Ya takması zor geliyor, ya da ilişkinin "kalitesini düşürdüğü" iddia ediliyor. Böyle durumlarda cinsel yolla bulaşan hastalıklardan ve gebelikten korunma fırsatı ve özgürlüğü, bu iki durumun sonuçlarına kendisi katlanmak durumunda olmasına karşın, kadının elinden alınmış oluyor.



İşte kadın prezervatifinin geliştirmesine motivasyon teşkil eden nokta da bu: kadına kendi insiyatifi altında koruma sağlamak.




Kadın prezervatifi 17 cm. uzunluğunda, yumuşak ve ince bir poliüretan tabakasından yapılmış, vajinanın içini tümüyle kaplayan, tek tarafı kapalı silindir bir kılıf. Poliüretanın özelliği nedeniyle vajinanın içine yerleştirildiğinde kısa zamanda vajina duvarlarına sıkı bir şekilde tutunuyor ve vücut ısısı ile uyum sağlıyor. Kılıfın açık olan ucunun etrafını saran ve bir tane de kapalı olan ucun içinde serbest olarak bulunan bükülebilir iki halkası var. Kapalı olan kısımdaki halka serviksi (rahimağzını) sararken, açık uçtaki halka kadının dış genital sisteminde kalıyor.



Böylece dış genital kısmın en ucundan tüm vajinanın iç yüzeyini kaplayarak yukarı doğru uzanan prezervatif, serviksi de tümüyle kaplayarak, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan ve spermlerden olabilecek maksimum korumayı sağlıyor. Özellikle dış genital kısmın da "örtülmüş" olması HPV'ye (genital siğil hastalığı yapan virüs) karşı korunmada kadıın için önemli bir avantaj olarak görülebilir.

Tüm kadın prezervatifleri tek kullanımlık olarak standart boyda üretiliyor ve kayganlaştırıcı madde olarak silikon kullanılıyor.
Kadın bu prezervatifi ilişkiden saatlerce öncesinde (üreten firmaya göre 8 saat öncesine kadar) takabiliyor.



Poliüretan yapı olarak erkek prezervatifinin yapı maddesi olan lateksten yaklaşık iki kat daha kalın ve laboratuar deneylerinde virüslere geçirgenliği çok daha düşük bulunmuş bir madde.

Kullanım güvenliğine bakıldığında veriler, gebelik oluşma olasılığının özellikle ilk kullanımlarda erkek prezervatifindekinen biraz daha yüksek olduğunu gösteriyor. Ancak teorik olarak kullanım tecrübesi arttıkça, bu prezervatif türünün de yaklaşık olarak erkek prezervatifi kadar koruyucu olması gerekir.



Avantajları:

En önemli avantajı cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma inisiyatifinin kadın kontrolünde olması.


Erkekte var olan AIDS virüsünün cinsel ilişkiyle kadına bulaşma olasılığının kadından erkeğe bulaşma olasılığına göre 15 kat daha yüksek olduğu ve kadınlarda AIDS'in arttığı gözönünde bulundurulduğunda bunun ne kadar önemli bir avantaj olduğu daha iyi anlaşılır.



Poliüretandan yapılmış olması, erkek prezervatiflerinde bulunan lateks maddesine allerjik olan kadınlar (ve erkekler) için önemli bir avantaj teşkil ediyor).
Üreten firma bu prezervatifin kadının adetli olduğu dönemlerde de kullanılabileceğini belirtiyor.


Bunun dışında yine üreten firmanın prospektüsünde yeralan bilgiye göre kadın prezervatifi "ilişki kalitesini" çok az etkiliyor.
Üretici firma bu prezervatifi kadının saatlerce öncesinden takabilmesinin büyük bir avantaj olduğunu vurguluyor. Bu sayede erkek prezervatifinde olduğu gibi prezervatifi takmak için ilişkiyi bölmeye gerek kalmıyor. Bunun özellikle ileri yaşlardaki erkekleri için önemli bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Zira yaş ilerledikçe ereksiyon (penisin sertleşmesi) süresi uzuyor ve ereksiyon sağlandıktan sonra ileri yaş erkeklerin "dikkatinin başka bir noktaya odaklanması" ereksiyonu olumsuz etkiliyebiliyor.



Erkek prezervatifine göre dezavantajları:

En büyük dezavantajı kadının bu prezervatifi takmakta zorlanması. Bu prezervatifi kullanmak için kadının kendi anatomisini iyi bilmesi gerekiyor. Doğru bir yerleştirme de tecrübe gerektiriyor.
Diğer bir dezavantajı da fiyatının erkek prezervatifine göre nispeten daha pahalı olması.



Bu dezavantajları nedeniyle kadın prezervatifi erkek prezervatifi gibi geniş kitlelerce ulaşılabilecek bir korunma yöntemi olmayacak gibi görünüyor.

eşi prezervatif kullanmayı reddeden bir kadın için kadın prezervatifi korunma özgürlüğünü ona bırakan çağdaş bir yöntem olarak aile planlaması yöntemleri arasında hakettiği yeri almış durumda.




Femidom® adı altında Sağlık Bakanlığı izniyle ithal edilen ve şu an giderek daha fazla sayıda eczanede satılan kadın prezervatifi ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için 0212 / 219 57 87 numaralı telefondan K. Tuğrul Ağralı ile iritibata geçebilirsiniz.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Kadın prezervatifi nedir nasıl kullanılır?

Kadın prezervatifi nedir nasıl kullanılır?

Ben 30 yaşında bir kadınım. Sevgilimle aktif bir cinsel hayatım var ama doğum kontrol hapı kullanmak istemiyorum. Sevgilim de kadın prezervatifi diye bir şeyin olduğunu söylüyor. Bu prezervatifler nasıl kullanılır? T.U./Tekirdağ

Kadın prezervatifi; cinsel ilişki öncesinde vajinanın içine yerleştirilen bir doğum kontrol yöntemidir. Yumuşak poliüretan plastikten yapılmış uzun bir tüp ya da kılıf şeklindedir; bir tarafı kapalı, bir tarafı açıktır.

ALIŞTIKTAN SONRA RAHAT...
Penis ve vajinal kanal arasında bir bariyer oluşturarak gebeliği önlemeye yardımcı olur. Erkek prezervatifi gibi doğru bir şekilde kullanıldığında, hem gebeliği önlemede hem de cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı oldukça etkilidir. Bazı erkekler, cinsel ilişkiden aldıkları zevki azalttığını öne sürerek prezervatif kullanmak istemezler. Kadın prezervatifi böyle düşünen erkeklerin partnerleri için uygun bir seçenek olabilir. İlk başta kullanmak zor gibi görünse de, alıştıktan sonra çok rahattır.


CİNSEL TIP DERNEĞİ BAŞKANI DR. CEM KEÇE
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Kızlık zarı ilişkiden ne kadar süre sonra kanar?

Kadın kasılırsa kanama oluşur

Acaba kızlık zarı ilişkiye girdikten ne kadar süre sonra kanamaya başlar? Yani hemen mi kan gelir yoksa ilişkiden sonra biraz zaman geçer mi? T.İ./Nevşehir




Kızlık zarı doğuştan deliktir ve o delikten her ay adet kanı akar. Eğer ilk beraberlikte kadın rahatsa, kendini kasmazsa ve vajinası yeterince ıslanmışsa ilişki çok rahat gerçekleşir ve kanama da olmaz.

Sadece bir damladır
Eğer kadın kendini kasarsa ve vajinası kuruyken penis girerse zorlanmaya bağlı kanama olabilir. Hemen meydana gelen bu kanama da peçete ile vajinaya bastırıldığında görünen bir damlalık bir kandır. Bu kan sadece kızlık zarından değil kasılmış vajinanın tahriş olmasından
dolayı da ortaya çıkar.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Eşcinselliğin nedenleri

Eşcinselliğin nedenleri

Zor ve acı dolu bir süreç sonunda oluyor.

Eşcinselliğin uzun yıllar, bir kimlik bozukluğu, hastalık veya sapıklık olarak
algılandığına dikkat çeken CİSED Genel Sekreteri Cinsel Terapist Psk. Gülüm Bacanak; "1974 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği ve daha sonra 1992 yılında Avrupalılar (ICD) eşcinselliğin sapıklık/sapkınlık olmadığı kararını almışlar ve bu kavramı hastalık sınıflandırmalarından çıkarmışlar, ancak anormal bir davranış olmadığını söylememişlerdir. Yani "eşcinsellik normal dışı bir davranıştır, sapkınlık değildir" demişlerdir. Bu nedenle eşcinsellik halkta, politikacılar arasında ve bilim çevrelerinde hala tartışılmaktadır. Çünkü cinsel sapkınlık; cinsel açıdan sağlıklı olmama ve dolayısıyla normal olandan sapma durumudur, yani küçük çocuklara karşı hissedilen cinsel istek, her tür fetişizm, kişinin birlikte olduğu kişinin idrarını içmesi yahut dışkısını yemesi ve tüm bunların cinsel haz uğruna yapılması vb. durumların genel ismidir.

Ruhsal bozukluk veya anormal davranış ise, göreceli kavramlardır. Zira öncelikle normalin tarif edilmesi gerekir. Yaşadığı toplumdaki kişilerin çoğunluğunun değer yargılarını benimseyen ve toplumun geneline uygun davranan birey normal, aykırı hareket eden birey ise anormal olarak adlandırılabilir. Bu açıdan bakıldığında eşcinsellik anormal bir davranış olarak görülebilir. Ancak ruhsal bozukluk olup olmadığını belirleyen en önemli etken ise; kişinin kendini nasıl hissettiğidir. Eşcinsellerin kendilerini suçlu, huzursuz, yalnız, depresif, sıkıntılı ve gergin hissetmeleri sık rastlanan bir durumdur. Yani ruhuna ve benliğine aykırı olduğu halde eşcinsel eylemlerini sürdürmek zorunda kalmak veya dürtüyü kontrol edememek kişide ruhsal sıkıntı yaratabilir. Ayrıca eşcinsellik; özgür bir tercihin değil, çocuklukta yaşanan travmaların bir sonucudur.

Bu açıdan baktığımızda da, eşcinsellik ruhsal bir bozukluktur, bir cinsel eğilim
bozukluğudur, bir cinsel kimlik bozukluğudur." dedi.

"AKLA DAR BLUE JEAN GİYEN ERKEKLER GELİYOR"

Eşcinsellik kavramının birçok farklı eğilimi veya tanımı içinde barındırabildiğini
ifade eden CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe; "Türkiye'de eşcinsel denince, çoğu kişinin aklına ağır makyajlı şarkıcılar, travestiler, kırıtarak yürüyen ve kadınsı giyinip konuşan, dar blucinli genç erkekler geliyor. Tabi bu durum bir kavram karmaşasını da beraberinde getiriyor: "Travesti ve eşcinselin farkı nedir?" vb. Eşcinsellikle transseksüellik aynı değildir, farklı kavramlardır. Eşcinsel; kendi cinsine ilgi duyan kişidir. Biseksüel; her iki cinse de ilgi duyan kişidir. Heteroseksüel; karşı cinse ilgi duyan kişidir. Lezbiyen; eşcinsel kadındır. Gay ise; eşcinsel erkektir. Travesti; kendi biyolojik cinsiyetinden memnun olan ve karşı cinsin giysilerini giymekten hoşlanan kişidir. Transseksüel ise; kendi biyolojik cinsiyetinden memnun olmayıp karşı cinse geçmek isteyen ya da geçmiş kişidir. Homofobi; eşcinsellere yönelik kaygı, korkuya da nefret olarak tanımlanabilir. Efemine ise; türkçede kadınsı anlamındaki kullanılan bir sıfattır ve bir erkeğe ait kadınsı nitelikleri betimlemek için kullanılır. Yani efemine olmak eşcinsellik değildir." dedi.

EŞCİNSELLİĞİN NEDENLERİ NEDİR?

Eşcinselliğin çoğunlukla zor ve acı dolu bir sürecin sonunda oluşan bir durum olduğunu ifade eden Dr. Cem Keçe;

"Eşcinselliğin nedenlerini anlamamız çok önemlidir. Çünkü önemli olan
yaygınlaşmasının önlenmesidir. Eşcinselliğin nedenleri şunlardır: Rol modellerin yanlış alınması, hormonsal bozukluklar, çocukluk döneminde şiddete maruz kalmak, tacize ve tecavüze uğramak, çocuklukta karşı cinsle ilgili yaşanmış kötü bir deneyim, ciddi aile sorunları, aşırı otoriter bir babanın varlığı, baba veya figürlerinin çocuğun hayatında olmaması, aşırı duygusal veya içine kapalı bir yapıya sahip olunması, erken boşalma, iktidarsızlık, vajinismus veya disparoni gibi cinsel işlev bozuklukları nedeniyle yaşanan başarısız ve aşırı sorunlu cinsel deneyimler, genetik yatkınlık, yanlış yetiştirilme yani erkek çocukların kız gibi, kız çocuklarında erkek gibi yetiştirilmesi, ebeveynler başta olmak üzere yakın çevrede eşcinsel eğilimleri olan kişi veya kişilerin modellenmesi ve örnek alınması, kızların daha yumuşak tavırları olan erkekleri, erkeklerin ise daha erkeksi tavırları olan kızları aralarına alma eğilimleri, yazılı ve görsel medyanın eşcinselliği özendirici yayınları, vb. Eşcinsellik ailenin baskısına bir tepki sonucu da meydana gelebilir. Yaptığımız çalışmalarda ve literatür bilgilerinde, sağlıklı ve mutlu bir aile ortamında yetişmiş ve herhangi bir travmaya maruz kalmamış ama eşcinsel bir yaşantı süren bir kişiye hiç rastlamadım. Çünkü eğer bir kişide eşcinsel bir yönelim varsa; mutlaka sağlıksız bir aile yapısı, sorunlu bir
çocukluk ve cinsel travma mutlaka vardır." dedi.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Eşcinsellik teşhisi nasıl konur ve tedavisi var mıdır

Yalancı eşcinsellik tedavi edilebiliyor

20 yaşında bir gencim. Benim sorunum hemcinslerime ilgi duymak... Eşcinsellik teşhisi nasıl konur ve tedavisi var mıdır bilgilenmek istiyorum. D.T./Ankara..

Eşcinsellik; bir cinsel yönelim bozukluğudur, kişinin yaşadıklarını ve duygularını anlatmasıyla ve ayrıntılı cinsel öykü alınmasıyla bir cinsel terapist tarafından tanısı konulabilir. Daha çok ergenlik veya erken erişkinlik dönemlerinde fark edilen eşcinselliğin çeşitli tipleri vardır. Eşcinsel eğilim; dürtü, duygu ve davranışlarından acı çeken, bunaltı duyan, benliğe yabancı eşcinselliği olan kişilere 'yalancı eşcinsel' denir. Eşcinselliğin, karşı cinse ilgi duyulması durumuna dönüşme isteği ile ilgili bazı analitik cinsel terapiler mevcuttur. Bu nedenle yalancı eşcinseller tedavi olabilirler. Ancak esas olan eşcinsel kişinin değişime olan inancı ve istediğidir. Bu konuda görüşeceğiniz ve kendinizi açıklıkla anlatacağınız bir cinsel terapist ihtiyacınız olacak tedaviyi uygulayacaktır.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Bunlar gebelik belirtisi olabilir mi?

İki ay önce ilk kez mastürbasyon yaptım. Sonra göbeğimin altında şişkinlik oluştu. Göğüslerim çok büyüdü, kilo aldım. Bunlar gebelik belirtisi olabilir mi? H.Y./Samsun

Mastürbasyon; partneri olmayan kadın veya erkeğin, cinsel arzularını gidermeleri için kendi kendilerini tatmin etme yoludur ve bireysel bir eylemdir. Gebelik oluşumu içinse mutlaka bir kadın ve bir erkeğe ihtiyaç vardır!

KAYGILARINIZ YERSİZ

Hamilelik oluşabilmesi için kadın yumurtası ile erkek sperminin uygun koşullarda, uygun ortamda birleşmesi yani spermin yumurtayı döllemesi ve bunun ardından döllenmiş yumurtanın kadın rahmine düşerek rahim içinde gelişimini sürdürmesi gerekir. Bu yüzden mastürbasyon yüzünden gebe kaldığınıza yönelik kaygı geliştirmenize hiç gerek yok.

HİÇBİR BAĞLANTISI YOK
Sözünü ettiğiniz, kilo almak gibi bedensel değişimlerin de mastürbasyonla bir bağlantısı olması söz konusu değil. Kilo almayı önlemek için öncelikle beslenme düzeninizi gözden geçirmelisiniz. Cinsel bilgi eksikliğinizi gidermek için de doğru bilgi veren yayınlardan yararlanabilirsiniz.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Mastürbasyon sonrası hamile kalınır mı?

Mastürbasyonla adetin ilişkisi

Ben 22 yaşında bir kızım. Mastürbasyon yapıyorum. Adetim gecikti. Hamile olabilir miyim? D.Ç./Niğde

Mastürbasyon, adet düzensizliğine neden olmaz. Adet düzensizliğinizin hormonsal veya psikolojik bazı nedenleri olabilir. Mevsim geçişleri, aşırı yorgunluk, stres ve üzüntü de adet döneminde düzensizliklere yol açabilir. Bir kadın doğum uzmanına muayene olabilirsiniz. Ancak hamileliğin oluşması için erkeğin sperminin kadının yumurtasını döllemesi gerekir. Mastürbasyon, tek kişilik bir eylemdir ve kişinin mastürbasyonla hamile kalması mümkün değildir.

DR. CEM KEÇE
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Pepino kavunu nedir faydaları nelerdir

Pepino kavunu ismini son zamanlarda sıkça duymaya başladık.Peki pepino nedir biraz tanıyalım. Ana vatanı Güney Amerika ülkelerinden Peru olarak  bilinen pepino; kavun aromalı, meyve eti sulu ve ince kabuklu olup meyveleri partenokarpik oluştuğundan meyve içerisinde tohum bulunmamakta ve meyvesi tümüyle yenilebiliyor.
Dünyada üretimi yapılan başlıca pepino çeşitleri Schmidt, Kawi, Suma, Asca, Lincoln, Gold, Golden Litestipe, Miski, ve Comeraya’dır.Türkiyede üretimi yapılan pepino ise Miski çeşitidir.Doğal ortamda çok yıllık üretim şansına sahip olduğu halde, ekonomik anlamda tek yıllık üretim tercih edilmektedir.Meyve ağırlığı 40-50 gramdan 1300 grama kadar çıkabilmektedir. Genellikle 150-600 gram arasındadır.
Türkiye’de üretimine yeni başlanan pepino kavunu, son zamanlarda eczaneler gibi ilgi gören aktarların da yeni gözdesi oldu. pepinonun  tadının kavun, ananas ve muza benziyor.Yeterince olgunlaşmamış olan pepino kavunlarına özellikle diyabet hastalarına iyi gelmektedir.
Yapılan araştırmalara göre görünümü kavuna benzeyen meyve, içerdiği yüksek potasyum oranı nedeniyle kan şekerini düşürüyor. Ayrıca A, B ve C vitaminleri içeriyor, bu özelliğinin kanser ve kalp krizine karşı koruma sağladığı belirtiliyor. Kolesterolü düşürdüğü, hücre yenileyici özelliği olduğu, içerdiği C vitamini sayesinde vücut direncini artırdığı bilinen diğer yararları. Cinsel isteği uyardığı, uyku düzenini dengede tuttuğu, menopoz döneminde yaşanan gerginliklerin giderilmesinde etkili olduğu kaydediliyor. Bu pepino kavunu bir sağlık iksiri. Pepino kavununun kilosu 10 liradan satılıyor.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

mide gazına bitkisel çözüm, Mide Gazı Nasıl Geçer?

Mide gazı‘nın oluşma nedenleri çeşitlilik gösterebilir. Fakat mide gazının oluşumuna en çok neden olan birinci sebep dışardan alınan havalardır. Buna neden olan sebepler ise, çabuk ve çiğnemeden yemek yemek, yemek yerken konuşmak, stresli anlarda iç çekmek gibi hava alınmasıdır. Böylelikle midemize gaz doldurmuş oluruz. İkinci sebep ise gastrit gibi mide rahatsızlıklarında oluşan fazla asidin, su, tuz ve gaz reaksiyonuna girip midede gaz oluşturmasıdır.
Ayrıca mide asidini uyaran ve gaz oluşumuna neden olan bazı yiyecekler vardır. Özellikle ekşi, baharatlı, acı yiyecekler ve bir takım tatlandırıcılı yapay maddelerden yapılmış soslar midemizde ekstra gaz oluşumuna neden olabilirler.
Mide Gazı Nasıl Geçer?
Mide gazından kurtulmak için öncelikle mide gazının neden olduğunu tespit etmemiz gerekiyor. Yemek yerken hava mı yutuyoruz, hızlı mı yemek yiyoruz ya da midemize dokunacak değişik gıdalar mı alıyoruz, beslenme düzenimiz mi bozuk, uzun süre aç kalıp bir kerede çok yemek mi yiyoruz? Öncelikle bunlara dikkat etmemiz gerekiyor.
Mide Gazı için kullanılan ilaçlar gastrit ve ülser gibi mide rahatsılıkları için kullanılan ilaçlar, bir takım gazın dışarıya tahliyesini sağlayıcı ilaçlardır.
İlaç tedavisi dışında kullanılan karbonat, soda ve bir takım bitkisel çaylar mide asidine baskı yaparak mide gazının oluşumunu engelleme amaçlı kullanılabiliyor.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

tüy azaltıcı yöntemler tügleri yok etme iksiri

İstenmeyen tüyler keyfinizi kaçırmasın! Her epilasyon sonrası kolayca uygulayabileceğiniz doğal tüy azaltıcı yöntemle her zaman hazır olmanın tadını çıkarın!
Tüy Azaltıcı Yöntem
Malzemeler
- 5 yemek kaşığı limon suyu
- 2 tatlı kaşığı tuz
Hazırlanışı ve Uygulaması
- Tüylerinizi ağda, epilatör ya da cımbızla kökünden alın.
- Limon suyu ve tuzu cam bir kâsede karıştırın.
- Epilasyon yaptığınız bölgeye karışımı sürün.
- Tüy köklerine ulaşmasını sağlamak için masaj yaparak yedirin.
- 1 saat bekleyip ılık suyla durulayın.
Önemli Bilgiler
- Limon tuz karışımını epilasyon yaptıktan sonraki 3 gün boyunca sürmelisiniz.
- Tüy azaltma yönteminden sonuç almak için; tüylerinizi kökünden alan yöntemleri tercih etmelisiniz.
- Düzenli kullanım sonucunda tüyleriniz daha geç ve ince çıkacaktır.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Gizli şeker nedir Gizli Şeker Nasıl Anlaşılır

Şeker hastalığı başta kalp, beyin, böbrek ve göz olmak üzere doku ve organların çoğunda tahribat yapar. Yaptığı tahribatın değişmez iki özelliği vardır: Bir, yavaş ama içten içe olması, iki kararlı, kalıcı ve ilerleyici bir süreç göstermesi. Metabolik regülasyon sağlanıp kan şekeri kontrol altına alınmazsa diyabet hükmünü sürer, tahribatını az ya da çok ama mutlaka yapar.
GİZLİ şekeri olanlarda sık görülen bazı sorunlar var: Göbek-karın bölgesinden şişmanlama, iyi kolesterol HDL’de azalma, trigliserid düzeyinde yükselme, ürik asidin fazlalaşması ve hipertansiyon eğilimi bunların en önemlileri. Eğer gizli şekere bu sorunlar da eşlik ediyorsa, koroner kalp hastalığı ve kalp krizine yakalanma ihtimali neredeyse açık diyabet oranına yaklaşabilir (Gizli şekerde normalde 1,5-2 kat olan bu risk, bu durumlarda diyabetlilerde olduğu gibi dört kat kadar artabiliyor). Bilhassa refah toplumunun en önemli sağlık sorunları arasında sayılan “ölümcül dörtlü” veya “mahşerin dört atlısı” bir arada bulunduğunda (göbek-karın bölgesinden şişmanlama, kan şekerinde yükselme, kan yağ dengesinde bozulma ve yüksek tansiyon) kalp krizi ve felç riski daha da artar. Son yıllarda bu tahribatın “prediyabet” veya “gizli şeker” döneminde de ortaya çıkabileceği anlaşıldı ki, bu önemli bir gelişmedir. Eskiden “latan diyabet” olarak da adlandırılan “gizli şeker” evresine son yıllarda daha çok önem verilmesinin nedeni de budur.
Gizli şekerin açık şekere dönüşme süresi kişiden kişiye değişirse de bu dönem ortalama on yıl kadar sürüyor. Karın-göbek bölgesinden kilo alma, karbonhidratlardan (şeker, un, nişasta) zengin beslenme ve hareketsizlik gibi önemli hatalar yapılınca süre daha da kısalıyor, bir-iki yıla inebiliyor. Daha da kötüsü, şeker hastalığı ortaya çıkmadan siz çok erken yaşlarda kalp damar hastalığına yakalanabiliyorsunuz. Özellikle göbekli, düşük HDL kolesterollü ve/veya hipertansiyonlu biriyseniz süreç bu yönde işliyor. Bu nedenle de süreci daha bu aşamadayken ciddiye almak ve önemli bir sağlık sorunu kabul edip çözmek şart
Diyabet önleme
Ne iyi ki son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalarda elde edilen bazı bulgular size iyi haberler vermemizi sağladı: Gizli şeker hastalığının açık şeker hastalığı haline gelmesini önlemek mümkün olabiliyor. Özellikle “Joslin Klinik” ve Harvard Üniversitesi’nin diğer hastanelerinde yapılan araştırmalarda iyi planlanmış bir “diyabet önleme programı” sayesinde gizli şeker hastalığının açık şekere dönüşmesinin ciddi oranda engellenebileceği anlaşıldı. Bunu başarmak için yapılması gerekenler son derece uygulanabilir önlemler: Fazla kiloları vermek, sağlıklı bir beslenme planına uymak, düzenli aktivite alışkanlığı edinmek yeterli. Böyle bir planı deneyimli bir uzman grubuyla birlikte uyguladığınızda şeker hastalığına yakalanma olasılığını sonsuza kadar ertelemeniz mümkün.
Gizli şeker tanısı nasıl konuyor sorusunun yanıtına gelince… Bunun için açlık ve tokluk kan şekerlerinize baktırmanız yetiyor. Eğer açlık kan şekeriniz 100-125 aralığında, tokluk kan şekeriniz 140-199 aralığında ise gizli şekerinizin olduğunu düşünebilirsiniz. Eğer kan şekeriniz açlıkta 120 altı, toklukta 199 ve üstü ise sizde açık şeker, yani orta yaş diyabeti (tip2 diyabet) var, yani yetişkin yaş şeker hastalığı başlamış demektir. Tanıyı daha da kesinleştirmek için işin uzmanı bir merkezde etraflıca değerlendirilmeniz, belki de bir şeker yükleme testi yaptırmanız gerekiyor.
Kimler risk altında
Gizli şeker ihtimali sizde de var mı? Açlık ve tokluk şekeri değerlendirmelerini –ve mümkünse insülin ölçümlerini- kimlerin yaptırması lazım? Ailesinde ve çok yakın akrabalarında şeker hastalığı bulunanlar, kilo fazlalığı veya şişmanlık sorunu yaşayanlar, özellikle bel çevresi genişliği ile birlikte (erkeklerde 102, kadınlarda 88 cm.yi geçenler) kilo alanlar, bel çevresi oranının kalça çevresine oranı 0,8’i geçenler ya da beden kitle indeksi 26’nın üzerinde olanlar, gebelik şekeri sorunu yaşayanlar ve mümkünse iyi kolesterolü az, trigliseridi yüksek bulunanlar, hipertansiyonlular ile gut hastalarının bu testleri yaptırmalarında fayda var.
Birçoğumuz farkına varmadan gizli diyabetle yaşıyoruz. Yine birçoğumuz sorunu fark etsek bile önemini bilmiyoruz. Oysa özellikle damar sağlığını korumanın yolu her şeyden önce “şeker-insülin-kolesterol-trigliserid-kan basıncı” dengesini korumaktan geçiyor. Bu nedenle yıllık sağlık taramalarında mutlaka “tokluk şekeri” analizi de yaptırmalısınız. Gizli şekeri erken fark etmenin en kolay yolu bu.
KESİP SAKLAYIN
Bu testler önemli
Gizli şeker döneminde sık görülen bir sorun, hatta ilk görülen sorun insülin direncidir. Özellikle kilolu-obez kişilerde insülin direnci sorunu çözülmezse tip2 diyabet olasılığı artıyor, süreç kısalıyor. İnsülin direnci – ya da diğer adıyla metabolik sendrom- için yapılan başka bazı testler de var. Kanda trigliserid düzeyinin yüksek çıkması (150-200 mg üzerindeki değerler), iyi kolesterol HDL seviyesinin azalmış bulunması (erkekler için 45, kadınlar için 50 mg ve altındaki değerler) veya trigliserid/HDL oranının 4/1den yüksek bulunması, ALT, AS, GGT olarak bilinen karaciğer fonksiyon testlerinin normal sınırların üzerine taş-ması, serum ürik asit sevi-yesinin 6,5-7 mg/dl.yi geçmesi insülin direncinin işaret fişekleridir. Kesin teşhis için açlık ve tokluk kan şekeri ile açlık ve tokluk insülin seviyelerine baktırmak gerekiyor. Açlık insülin seviyesinin 10 ünite tokluk insülin seviyesinin 30-40 üniteyi geçtiği durumlarda durum ciddi boyut lara ulaşmış insülin direnci başlamış demektir.
ÖNEMLİ
Sağlıklı ve uzun bir hayat için
Doğru beslenmek
- Güzel uyumak
- Egzersiz yapmak
- Stresi yönetebilmek
- İyimser olmak
- İnançlı olmak
- Hoşgörülü olmak
- Umutlu olmak
- Temiz bir çevrede yaşamak
- Sağlık kontrollerini yaptırmak
HATIRLATMA
Gizli şekerin belirtileri
Şeker hastalığının bu erken döneminde de bazı işaretler vardır. Bunların en önemlileri kan şekerinin düşmesi sonucu ortaya çıkan “hipoglisemik belirtiler” grubudur. Yemeklerden sonra belirginleşen yorgunluk hali, ağır yemekleri takiben daha çok hissedilen uyuklama, terleme, bitkinlik gibi sorunlar, özellikle baş, boyun bölgesinde tekrarlayan terleme atakları, bir türlü anlam verilemeyen öfke nöbetleri, ani parlamalar, sinirlilik, sık tekrarlayan enfeksiyonlar bu işaretlerin en sık karşılaşılanlarıdır.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

mide gazına bitkisel çözüm, Mide Gazı Nasıl Geçer?

Mide gazı‘nın oluşma nedenleri çeşitlilik gösterebilir. Fakat mide gazının oluşumuna en çok neden olan birinci sebep dışardan alınan havalardır. Buna neden olan sebepler ise, çabuk ve çiğnemeden yemek yemek, yemek yerken konuşmak, stresli anlarda iç çekmek gibi hava alınmasıdır. Böylelikle midemize gaz doldurmuş oluruz. İkinci sebep ise gastrit gibi mide rahatsızlıklarında oluşan fazla asidin, su, tuz ve gaz reaksiyonuna girip midede gaz oluşturmasıdır.
Ayrıca mide asidini uyaran ve gaz oluşumuna neden olan bazı yiyecekler vardır. Özellikle ekşi, baharatlı, acı yiyecekler ve bir takım tatlandırıcılı yapay maddelerden yapılmış soslar midemizde ekstra gaz oluşumuna neden olabilirler.
Mide Gazı Nasıl Geçer?
Mide gazından kurtulmak için öncelikle mide gazının neden olduğunu tespit etmemiz gerekiyor. Yemek yerken hava mı yutuyoruz, hızlı mı yemek yiyoruz ya da midemize dokunacak değişik gıdalar mı alıyoruz, beslenme düzenimiz mi bozuk, uzun süre aç kalıp bir kerede çok yemek mi yiyoruz? Öncelikle bunlara dikkat etmemiz gerekiyor.
Mide Gazı için kullanılan ilaçlar gastrit ve ülser gibi mide rahatsılıkları için kullanılan ilaçlar, bir takım gazın dışarıya tahliyesini sağlayıcı ilaçlardır.
İlaç tedavisi dışında kullanılan karbonat, soda ve bir takım bitkisel çaylar mide asidine baskı yaparak mide gazının oluşumunu engelleme amaçlı kullanılabiliyor.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Kilo Almamak İçin Yapmanız Gerekenler


Dünya Sağlık Örgütü’nün, yüzyılın ‘patlama derecesinde hızla yayılan ve tedavi edilmesi zorunlu bir hastalık’ olarak benimsediği şişmanlığı önlemek amacıyla, yemek yeme, alışveriş, aktivite ve yemek pişirmeyle ilgili bazı davranış değişiklikleri önerildi
Ege Üniversitesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Candeğer Yılmaz’ın önderliğinde Ege Obez Hasta Derneği tarafından, sağlıklı beslenmenin Altın kuralları bir kitapta toplandı.
Beslenmenin, karın doyurmak veya istenilen şeyleri yemek değil, insanın sağlıklı olarak yaşayabilmesi için gerekli öğeleri vücuduna alması şeklinde tanımlandığı kitapta, özetle şu davranış biçimleri önerildi:
‘Güne erken başlayın, 7-8 Saatten fazla uyumayın, uyandıktan sonra yatakta kalmayın. Asansör yerine merdiven kullanın, hızlı tempoyla yürümeye çalışın. Haftanın 4-5 Günü egzersiz yapın, pasif yerine aktif jimnastiği tercih edin.
Aktif ve hareketli kişilerle birlikte olmaya özen gösterin. Hafta sonları için aktif planlar yapın. Ayakta durmaya ve yürümeye daha fazla zaman ayırın. Bir şey getirip götürmek için çocuklarınızı kullanmayın. Her Gün yarım Saat daha az TV seyredin.’
‘YEMEĞE KÜÇÜK, SALATAYA BÜYÜK TABAK’
Yemek yemeyle ilgili değiştirilmesi istenen davranış biçimleri sıralanırken da az ve sık yenilmesi, öğün atlanmaması önerildi. Acıkma duygusunun bastırılması için salatalık, domates, Marul gibi düşük kalorili yiyeceklerin tercih edilmesi, her gün sebze ve meyve yemeye dikkat edilmesi, yemekler için küçük, yağsız salatalar için ise büyük tabak kullanılması da öneriler arasında yer aldı.
Öğünlerde gazete-kitap okuma, TV seyretme gibi aktivitelerin yapılmaması gerektiği belirtilen kitapta, bol Su içilmesi, açık büfelerden kaçınılması istendi, ‘Mutfağa fazla zaman ayırmayın, işiniz bitince oradan çıkın’ tavsiyesinde bulunuldu.
Özellikle kadınları ilgilendiren alışverişle ilgili önerilerinde ise ‘Çarşıya, yemekten sonra, tok karnına çıkın, alışveriş listenizden fazlasını almayın, hazır yiyecekleri satın almayın, yanınızda fazla para bulundurmayın, yeme isteği uyandıran TV programları ve Reklamları izlemeyin’ denildi.
Ayrıca etli-kıymalı yemeklere yağ konulmaması, kızartma-kavurma ve sostan kaçınılması ve evde tatlı yapılmaması önerileri de şişmanlamayı önleyici davranış değişiklikleri olarak sıralandı.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Cinsel Gücü Arttıran Doğal Reçeteler

Düzenli ve sağlıklı bir cinsel hayat için gerekli besinlerin alınması şarttır.
Enerji sağlayan, kan dolaşımını artıran reçeteler bu şartın ilk maddesidir
İşte İsmail Ağar’ın kaleminden o reçeteler…
SABAH:
Yumurta
Beyaz peynir
Yarım greyfurt
1 dilim taze ananas
Tarçınlı çay
2 dilim çavdar ekmeği
1 kaşık bal
ARA:
1 adet keçiboynuzu
1 bardak süt
ÖĞLEN:
1 tabak maydanoz ve roka salatası
Tavuk göğsü ızgara
Kepekli makarna
Yağsız yoğurt
ARA:
1 kahve fincanı fındık
Badem
Tarçınlı çay
AKŞAM:
Soğanlı fesleğen
Domates salatası
Kuşkonmaz ilaveli, bezelye, bulgur pilavı
ARA: 1 adet kivi hindistan cevizi Veya 1 adet muz
Halk arasında, eskilerin kulaktan kulağa dolaşan afrodizyak reçeteleri cinsel gücü arttıran mucize yöntemler arasında popülarite kazanmış olsa da ne bu reçeteler ne de cinsel gücü arttıran yiyecekler olarak sınıflandırılan besinlerin bilimsel bir kanıtı yoktur. Sağlıklı ve dengeli beslenme prensibi ve kilo kontrolü sağlandığında vücuda enerji verecek, kan dolaşımını düzenleyecek besinler zaten alınmış olacaktır. İktidarsızlığın risk faktörü olan aşırı kilolar yok edilecektir.
Ereksiyon güçlüğü ve obezite arasındaki yakın ilişki beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesini gerektirir.
Cinsel gücü artırmak için artık viagra almaya gerek yok. Çünkü bu bitkiler, oldukça güçlü etkiler yaratıyor…
Havuç: Tavşanlar neden çok çoğalıyor dersiniz? Havuçtaki seks hormanlarını aktive eden bileşenler yüzünden… Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu “havuç doğal viagradır” diyor.
Karpuz: ABD Tarım Bakanlığı’nın desteğiyle yapılan bir araştırmaya göre, özündeki citrulline maddesi sayesinde vücudun rahatlaması ve kan damarlarının genişlemesini sağlayan karpuz, ‘doğal viagra’ olarak nitelendiriliyor.
Antep Fıstığı: Protein ve bol E vitamini ihtiva eder. Cinsel arzunun uyarılmasını sağlar. Mutlu bir evlilik için, afrodizyak otlardan yararlanmakta fayda var.
Ay çekirdeği: Cinsel arzuyu artırıyor ama sivilce ve kilolarda da artışa neden oluyor. Birinden birini seçeceksiniz!
Yulaf ezmesi: Özellikle kadınlarda cinsel isteksizliği giderir. Hormonları düzenler ve vücut direncini artırır. Her sabah sütlü yulaf ezmesinin içine isterseniz ceviz, fındık, antepfıstığı koyabilirsiniz. Bu kuvvetli öğünle gününüzü daha kolay geçirebilirsiniz.
Kırmızı ve yeşil acı biber, karabiber: Hep tatlılar bu etkiyi yapacak değil ya, inanamayacaksınız ama acı da cinsel isteği kamçılar…
Sarmısak: Tüm hormonları çalıştırır. Çiğ olarak yenmesi tavsiye edilir.
Roka: Yeşil sebzeler içinde bu anlamda en değerlisi rokadır. Yalnız balık yanında değil, salatalarda da kullanmalısınız.
Zencefil: Tüm vücudu uyarır, bedenen ve ruhen güç kazandırır. Kurabiye ve tatlılarda da kullanılabilir.
Arı sütü, bal ve polen karışımı: Bu karışım hem hücrelerinizi yeniler, hem de yaşınız ilerlese de cinsel gücünüzü yerinde tutar.
Maydanoz: Beden yorgunluğunu giderir. Erkeklerde cinsel gücü artırdığı kanıtlandı.
Isırgan tohumu: İşte ufak bir mucize. Bir kilo bal ile 100 gr. ısırgan tohumunu karıştırın ve her gün bir kaşık yiyin. Bomba gibi hissedeceksiniz.
Kekik ve nane: Özellikle kadınlarda bütün kadınlık hormonlarının düzenli çalışmasını sağlar ve vücudu güçlendirir.
Hardal, kimyon, kişniş: Bütün hormonları çalıştırır ve sinirleri de kuvvetlendirir. Bir bardak sıcak suya yarım kahve kaşığı kişniş karıştırılıp, yemekten sonra içilebilir. Özellikle erkeklerde cinsel gücü artırır.
Vanilya: Hem bedeni, hem de sinirleri güçlendirir, cinsel gücü artırır. Tatlı ve keklerde bol bol kullanılabilir.
Kuşdili: Tüm salgı bezlerini dengeli bir şekilde çalıştırır. Erkeklerde de kadınlarda olduğu gibi cinsel iktidarsızlığı giderir.
Kereviz: Çeşitli iç salgı bezlerine tesir eder ve onların faaliyetlerini artırır. Erkeklerde cinsel faaliyeti çok arttırarak vakitsiz iktidarsızlığı önler. Özellikle 30′lu yaşlarda mutlaka yiyin.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Prostat Büyümesi Nedenleri

Uzmanlar, sık idrara çıkma, gece uykudan uyanıp idrar yapma, idrarda kanama olması, idrarın tam yapılmaması sonucu ağrı ve idrar kaçırılması halinde vakit kaybetmeden hekime başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor.
Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bedreddin Seçkin, prostatın, idrar kesesinin altında yerleşmiş ve idrarın mesaneden çıkıp penis içerisinden geçerek dışarıya atılmasını sağlayan, idrar kanalının başlangıç kısmını kalın bir yüzük gibi saran ve salgı üreten bir organ olarak tanımlandığını söyledi.
Erişkinlerde bir kestane büyüklüğünde ve yaklaşık 18-20 gram ağırlığında olan prostatın, ergenlik yaşına kadar fonksiyonel olmadığını belirten Seçkin, ergenlikle birlikte erkeklik hormonu olarak bilinen testosteronun etkisi ile faaliyet göstermeye başladığını anlattı. Seçkin, prostatın erkek üreme sisteminin parçası olan bir salgı bezi olduğunu ve üremeye yardım ettiğini ifade ederek, ”Asıl işlevi meniyi veya er suyunu oluşturan sıvının bir bölümünü salgılamaktır. Prostat salgısının içinde bulunan maddeler, spermin dölleme kapasitesini artırır” dedi.
Prostatın, idrar yolu enfeksiyonlarına karşı da direnci artırdığını belirten Seçkin, ”Prostat dokusunda yüksek konsantrasyonda çinko vardır. Bu erkeklerin idrar yolu enfeksiyonuna karşı kadınlardan daha dirençli olmasını sağlayan faktörlerden biridir” diye konuştu.
Seçkin, prostatın vücutta en sık hastalanan organlardan biri olduğunu ifade ederek, en sık prostat iltihabı (Prostatit), prostat irileşmesi (iyi huylu prostat büyümesi) ve prostat kanseri görüldüğünü söyledi.
45 YAŞLARINDA BÜYÜMEYE BAŞLIYOR
Genç yaştaki erkeklerde bir kestane büyüklüğünde olan prostatın, 45 yaşlarında büyümeye başladığını anlatan Seçkin’in verdiği bilgiye göre, iyi huylu prostat büyümesi genellikle prostattaki hücrelerin büyümesi nedeniyle olmayıp, hücre sayısının anormal artışından kaynaklanıyor. Bu büyüme, yaşamın sonuna kadar değişen hızlarda devam ediyor.
50 yaş üzerindeki erkeklerin yüzde 50′sinde, 60-70 yaş arasındakilerin yüzde 65′inde ve 80 yaş üzerindekilerin yüzde 90′ında prostat irileşmesi ile karşılaşılıyor. Prostat büyümelerinin bir kısmı ise kötü huylu (habis) büyüme şeklinde oluyor ve prostat kanseri olarak tanımlanıyor. İyi huylu prostat büyümesi ve prostat kanseri bir arada bulunabiliyor, ancak birbirinden kaynaklanmayan iki ayrı hastalık olarak gösteriliyor.
PROSTAT BÜYÜMESİ, BÖBREK YETMEZLİĞİNE YOL AÇABİLİR
Prostatın, iyi huylu prostat büyümesinin yaşlanmayla birlikte, östrojen ve erkeklik hormonu düzeylerinde görülen değişiklikler, ailesel yatkınlık ve çeşitli büyüme faktörleri nedeniyle geliştiği düşünülüyor, ancak kesin nedeni bilinmiyor.
Prostat bezi, idrar yolu, idrar kesesi ve makata doğru büyüyor. Özellikle mesane boynunda yarattığı tıkanmayla idrar yolunda, idrar kesesinde, böbreklerden mesaneye idrarı taşıyan kanallarda ve böbreklerde patolojik değişikliklere neden oluyor. Büyüyen prostat kitlesinin yaptığı basıyla, idrarın son çıkış kanalının normal şekli bozulabiliyor ve bu kitle mesane çıkışında tıkanmaya neden olarak mesanede mesane kası anormal gelişiyor, Hücre ve odalar dışarı doğru bombeleşme ve taş oluşumu görülebiliyor. Daha sonra idrarın boşalamamasına ve idrar kesesi içinde basınç artışına bağlı olarak, üreterler ve böbreklerde genişleme ile böbrek dokusunda harabiyet ve böbrek yetmezliğine kadar gidebilecek sorunlar ortaya çıkabiliyor.
BU BELİRTİLERE DİKKAT
Prostat büyümesi, idrar akımının yavaşlaması ile kendini gösteriyor. Ayakta veya oturarak idrar yaparken ileriye doğru idrarını yapamama, idrarın kesik kesik gelmesi, idrarın damlalar halinde akması, idrarı tam boşaltamama hissi belirtiler arasında yer alıyor.
İdrarın hemen gelmemesi ve bir süre beklenilmesi, idrar yapma yavaşladığı için idrar yapma süresinin uzaması, sık sık idrara çıkma, gece uykudan uyanıp idrarını yapma, idrarda kanama olması, idrarın tam yapılmaması sonucu böbreklere kadar varan bir idrar durgunluğu ve bu nedenle böğüre vuran ağrı, idrar kesesinin çok şişmesi halinde karın alt tarafında şişkinlik, bu bölgeye bastırıldığında idrar kaçması, ani idrar yapma hissi ve idrar kaçırma de hastalığın bulguları olarak gösteriliyor.
FİZİK MUAYENE ÖNEMLİ
Prostat büyümesi tanısı konulabilmesi için ilk olarak hastanın şikâyetleri sorgulanıyor. Ardından makattan parmakla muayene yapılıyor. Fizik muayene ile çok fazla bilgi ediniliyor. Prostatın büyüklüğü, şekli, kıvamı, simetrisi ve kitle varlığı değerlendiriliyor.
Prostat büyümesi tanısı için ürolog öncelikle makattan parmakla muayene yapıyor. Tüm gelişmiş tanı metotlarından üstün olan bu muayenenin mutlaka yapılması gerekiyor. Özellikle iyi huylu prostat büyümesinin kanserle ayırıcı tanısında fayda sağlıyor. Ultrasonografi ve PSA tetkikleri parmakla muayene ile koordine edildiğinde daha anlamlı sonuç veriyor.
Uluslararası prostat şikâyeti değerlendirmesi yapılıyor. Bu değerlendirme, hastaya sorulan ve hasta şikâyetlerinin şiddetine göre derecelendirilen sorulardan oluşuyor. Bu skorlama tüm dünya çapında hastaların, tedavi öncesi ve sonrası değerlendirilmesinde yaygın olarak kullanılıyor. Değerlendirmede, hastalara şu sorular yöneltiliyor:
İLAÇ VEYA AMELİYATLA ÇÖZÜM BULUNUYOR
”İdrar yapmak için bekleme, zorlanma var mı? İdrar tazyiki, akış gücü eskiye oranla azaldı mı? İdrarı yaparken, bitinceye kadar, kesik kesik işeme oluyor mu? İdrarını yaptıktan sonra hala daha idrar kesesinde idrar kalmış, tam boşalmamış hissi oluyor mu? Gece idrar yapmaya kaç kere kalkıyorsunuz? Gün boyunca iki saatte ya da daha sık idrara çıkmak gereksinimi duyuyor musunuz? İdrar yapma isteği geldiğinde, tutamama hissi, tuvalete zor yetişme, sıkıştırma sorunu yaşıyor musunuz?”
İşeme testinde şüpheli bir tıkanıklık halinde cerrahi müdahale düşünülen hastalara sistometri ve basınç-akım ölçümleri yapılıyor. Prostat büyümesinde, ilaç vermeden takip etme veya gözleyerek bekleme, ilaçla tedavi, girişimsel tedavi ile açık ve kapalı yöntemle yapılan cerrahi operasyonlarla idrar yolunun açılması sağlanıyor.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Klitoris nedir ve fonksiyonu nelerdir ?

Klitoris nedir ve fonksiyonu nelerdir ?
Dölyolunun,vulvanın dudaklarının birleştiği açılış kısmının üst tarafında bulunan yumru biçiminde küçük bir yapıdır.Klitoris seks ilişkilerinde zevk almakta önemli bir rölü olmakta ve karıkoca seks ilişkilerinde mühim bir yeri bulunmaktadır.Klitorisin yapısı erkeğin tenasül organına çok benzer.

Klitoris, kadınlarda vajinanın üstünde bulunan erektil cinsel organ. Erkek penisinin homoloğudur. Ancak penis gibi idrar kanalı tarafından delinmemiştir, başlıca işlevi cinsel haz alınmasıdır. Üzerinde ortalama 80.000 sinir sonlanması vardır. Bu rakam penisteki sinir sonlanmalarının iki katıdır ve tüm organlardaki sinir hücresi sonlanmasından fazladır.

Klitoris de penis gibi sertleşmektedir.Kadınların en çok haz ettikleri bölgeleri olup eğer embiriyonik çağda testesterona maruz kalma olursa büyüyerek penisi oluşturur.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Penis büyütme Yöntemleri

Penis büyütme
Penis Latincede kuyruk anlamına gelmektedir. Penis içinde uzunlamasına süngerimsi dokular içeren ve içinde idrar ve meninin (sperm-ersuyu) geçtiği kanalı içeren bir erkeklik organıdır. Cinsel heyecan ile beyin bu organın içindeki süngerimsi dokulara kan pompalar ve penis sertleşerek birleşmeye hazır hale gelir. Penis sertleşme halindeyken boyuna ve enine büyür.
Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu gevşek halde 5 ile 9 cm arasında, sertleşme halindeyken ortalama 14 cm boyunda olur. Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Yaygın olarak bilinenlerin tersine penisin büyüklüğü, deri rengi ile ilgili değildir, yani kısa boylu birinin penisi uzun boylu birininkinden daha büyük veya bir zencininki bir beyazdan daha küçük olabilir. Penis boyu ortalama 14 cm olmakla beraber 11-18 cm arası penisler normal boyutlardadır.
Ayrıca penisin normal durumu ile sertleşme durumu arasında büyük farklar olabilir. Yani sönükken çok iri gözüken bir penis sertleştiğinde daha büyük bir hal almayabilir.
Bütün erkekler penislerinin büyüklüğü ile yakından ilgilidirler. Bu bir erkeklik gücü daha doğrusu bir güç sembolü haline gelmiştir. Erkekler cinsel organlarıyla gurur duyar övünürler. Erkeğin cinsel organına verilen güç soyunmayla beraber korkunç bir yarışa girer. Boyut, gücü simgeleyen bu organın yegane güvencesidir. Gören kadının kıyaslama imkanına kavuşması cinsel organı iri boyutlarda olmayan bir erkek için sonun başlangıcıdır. Erkekler arasında da penis boyutunda odaklanan rekabetin bir trajediye dönüşmesi cinsel kimliğin yalnızca bu organa indirgenmesinden kaynaklanır.
Ama peniste veya sexte önemli olan penisin boyu değil, işlevidir. Yani, sizin penisinizle yapabildikleriniz bunu da duygularınızla birleştirmeniz en önemli olanıdır. İri bir penise sahip olacağınıza (ki 18 cm üstü penisler genelde ilişki sırasında kadına zevk yerine acı vermektedir) sertliğini uzun süre tutabilen daha küçük bir penise sahip olmak daha avantajlıdır. Her ikisi de bir arada olursa hiçbir zararı yoktur.
Tabi ki ebat olarak normalin altındaki penislerde hem cinsel ilişki sırasında sorun yaratabilecek hem de psikolojik yönden erkekte sorun yaratacaktır. Normalin altındaki penislere ne yapılabilir; bugün yeni ameliyat teknikleri sayesinde penis boyları uzatılabilmekte, ince penisler çeşitli yöntemlerle kalınlaştırılabilmektedir. Çok başarılı sonuçların yanı sıra pek sonuç alınamayan ameliyatlarda olmaktadır. Bu hastadan hastaya göre değişmektedir. Ülkemizde de bu tip ameliyatlar yapılmaktadır. Ama bu tip ameliyatların her isteyene yapılamayacağı sadece ve sadece çok gerekli vakalara yapılması gerektiğini bildirmek isterim.
Bu arada en çok sorulan sorulardan olan piyasada satılan penis büyüttüğü iddia edilen vakum pompaları veya şu ve bu gibi metotlar gerçek dışıdır, kandırmacadır, hiç bir faydaları yoktur. Bu penis büyüttüğü ileri sürülen vakum pompaları büyütmek bir yana penis sertleştiğinde içindeki kanı tutan kapakçıklara ters basınç yolu ile zarar vermekte ve sertleşme problemleri yaratmaktadır. Bu yüzden kullanılması zararlıdır. Normal standartlardaki boylar için penis boyunuz ne ise odur, yapabileceğiniz tek şey performansınızı geliştirmek veya boşalma sürenizi uzatmaya çalışmaktır.
İnsan vücudundaki eş organların (eller, gözler, testisler gibi) hiç biri birbirinin aynısı değildir, arada mutlaka bazı farklar vardır.
Tüm insanlarında yapıları ve organları hem dış görünüş olarak hem de işlevleri sırasında farklılıklar gösterirler. Bu farklılık bazen çok çok az , bazen ise çok fazla olabilir.
Penis bildiğimiz gibi bir erkek cinsel organı olup spermleri (meni – ersuyu) kadın vajeninin derinlerine bırakma görevi vardır ve bu görev sırasındada kişiye haz (zevk) vermektedir.
Penislerde hem boy olarak hem de şekil olarak bir birinden farklı olmaktadır.
Hiç bir penis şekil olarak cetvelle çizilmiş gibi doğru değildir veya düzgün sınırlara sahip değildir. Bu farklar kişiden kişiye göre değişmekte, kiminde çok az bir sağa veya sola eğrilik olurken bazılarında bu daha fazladır. Bazı penislerde ise hem sağa -sola eğrilikle beraber aşağıya da doğru eğrilik olabilir.
Bunun sınırı nedir? Ne kadar eğrilik normaldir, ne kadarı bir anormallik veya sakatlık olarak görülmelidir?
Bunun kesin sınırı şudur; eğer bu eğrilik sizin cinsel ilişki kurmanızı engelliyor, ilişki sırasında size veya partnerinize acı veriyorsa bu düzeltilmesi gereken bir sorundur.
Bir de eğer kişi ciddi anlamda penisinin eğriliğinden estetik açıdan, yani görüntüsünden rahatsız oluyor ve bu yüzden soyunmaktan kaçınıyor veya ilişkiye giremiyorsa bu da düzeltilmesi gereken bir sorun sayılır.
Penis eğriliği düzeltilir mi?
Evet, her şey yapılabildiği gibi (bu gün yeniden el, parmak veya penisin yapılabildiği bir bilgi ve teknolojiye sahibiz) penis eğriliği de düzeltilebilmektedir.
Eğer sizde de penis eğriliği gibi bir şüphe veya sıkıntı varsa çekinmeden ve mutlaka muayeneye gidiniz. Bu şüphe , sıkıntı, veya utanma duygusu ile geçirdiğiniz her süre sizi üzecek ve cinsel hayatınızı olumsuz etkileyecektir. Hekiminiz sizi aydınlatacak ,eğer gerekli ise cerrahi bir müdahale önerecek ve yapacak veya eğer bir sorun yoksa sizin rahatlamanızı ,kendinize güveninizin gelmesini sağlayacaktır.
Şikayet
Penisiniz ağrıyor veya şişti.
Nedenleri
Parafimoz : Sünnet derisi kendi kendine penisin arka tarafına doğru öne gelmeyecek şekilde büzüldü ve çok şişti. Bu durum antibiyotikle veya tam ya da kısmi sünnetle tedavi edilebilir.
Balanit : Penisinizin ucu iltihaplandı ve tahriş oldu. Buna mantar veya bakteri enfeksiyonu veya kimyasal tahriş (giysilerde kalan kuru temizleme maddeleri) neden olur. Çoğunlukla sünnet olmamış veya şeker hastası erkeklerde meydana gelir. Antibiyotik almanız, hayalarınız temizlemeniz ve ağrı giderici merhem kullanmanız gerekebilir.
Priapizm : Hiçbir neden yokken, cinsel arzu veya faaliyette bulunmadan ereksiyon oluyor. Buna genellikle penisi sertleştiren kanın ani ve çoğu kez bilinmeyen bir nedenle boşalmaması yol açabilir.
Bazen bir hastalık ya da omurilik sinirlerinin yaralanması, bezlerdeki bir durum veya ilaçtan kaynaklanabilir. Gerektiği gibi tedavi edilmezse, ereksiyon bir daha mümkün olmaz.
Kanser : Sünnet olmamışsanız fark edemeyeceğiniz küçük, sivilceye benzer bir şey oluştu ve artık kanıyor veya akıntı yapıyor. İdrar yapmak ağrılı hale gelmiş olabilir ve kasıklarınızda yumrular oluştu. Penis kanseri çok ender görülür, çoğunlukla erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir.
Kendiniz Ne Yapabilirsiniz?
Penis ağrısı çoğunlukla kendi kendine tedavi edilemez. Örneğin ağrıyan veya şişen sünnet derisini zorla öne götürmek veya tahriş olmuşsa altını temizlemek tavsiye edilmez.
Eğer cinsel ilişki sırasında ve sonrasında ağrı varsa, bu eşinizin vajinasının kuruluğundan kaynaklanabilir.
Penisinizin ucunda cinsel ilişkiden sonra yara oluşuyor ve siz lateks prezervatif kullanıyorsanız, lateks olmayan bir prezervatif veya başka korunma yöntemini deneyin. Ağrı geçiyorsa, muhtemelen latekse karşı alerjiniz var demektir. Lateks olmayan prezervatifler HIV virüsü de içinde olmak üzere cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıklara karşı koruyucu değildir.
Önleme
Önemsiz tahriş ve iltihaplar çoğu kez temizlikle, özellikle sünnet olmadınızsa, cinsel ilişkiden sonraki temizlikle önlenebilir. Sabun ve suyla yıkamaktan başka özel bir şey yapılması gerekmez.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Canlı Tv İzle