Aids Hastalığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aids Hastalığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hiv’e Karsi Dezenfeksiyon Yollari

HIV'e Karşı Dezenfeksiyon Yolları

Çağın bu en tehlikeli bulaşıcı etkeni aslında oldukça dayanıksız bir virüstür. Enfekte vücut sıvılarından eşyayı temizlemek için yalnızca yıkamak bile oldukça yeterli bir yol. Sabun da virüsün eşyaya tutunmasını büyük ölçüde en­gelleyen bir madde Güvencede olmak, sağ­lıklı kalabilmek için gereken temizlik kuralların­dan bu bölümde sözedeceğiz.

Virüsün vücut dışında bir laboratuar-da gün boyunca yaşatılabildiği doğru mu?

Evet. Paris Üniversitesi'ndeki Pasteur Labora­tuarında bilim adamları virüs için ideal olan steril şartları deney tüpünde sağlayarak bunu gerçekleştirmişlerdir. Bu deney günlük hayatta steril şartların var olması sözkonusu olamaya­cağından geçerli kabul edilemez. AİDS'in dün­yaya yayılışı ve bulaşma tehlikesi açısından bu deneyin açıklayıcı bir özelliği yoktur.

AİDS mikrobuna etkili dezenfeksiyon maddeleri nelerdir?

Temelde klor ve alkol içeren bütün dezenfek­siyon maddeleri Özel olarak: Hipoklorit çözeltileri: Çamaşır suları, klor içe­ren ev temizlik maddeleri, formaldehit, propil-ve izopropil alkol, etilalkol AİDS virüsüne karşı düşük konsantrasyonlarda bile etkilidir. Hidro­jen peroksit ve lizol de aynı etkiye sahiptir. Eczanelerden bu maddeleri kapsayan ürünle­rin adları öğrenilebilir. Diğer pek çok kimyasal dezenfeksiyon maddelerinin de AİDS virüsüne karşı etkili olduğu söylenebilir.

AİDS virüsü hangi ısılarda zarar gör­meden yaşayabilir?

Pek çok kapsamlı araştırma AİDS virüsünün 56 derecenin üzerinde hemen öldüğünü gös­termiştir. Hücreden zengin bir materyal değil­se iki dakika içinde, hücreden zengin bir ma­teryal ise 10 ila 30 dakikalık süre sonunda is­tenilen sonuca ulaşılır.

Hangi dezenfeksiyon maddeleri etki­sizdir?

Genelde kullanılan deyimiyle deterjanlar. Etki­siz olduğundan kuşku duyduğunuz dezenfek­tan maddeler için eczacınıza danışınız.

AİDS virüsleri UV (ultra viole) ışınla­ması ile öldürülebilir mi?

Yapılan bir araştırmada AİDS virüsünün öldürülebilmesi için kullanılması gereken UV dozu­nun normal kullanımdaki dozdan çok daha fazla olması gerektiğini göstermiştir. Araştır­malar sona erdirilmemiştir. Yine de alışılmış dozda bir UV ışınlamasının araç ve gereçleri sterilize ve dezenfekte etmeye yetmeyeceği düşünülmelidir.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Aids’e Karsi Gereksiz Korkular

AİDS'e Karşı Duyulan Gereksiz Korkular

AİDS danışma merkezleri bu kişileri iyi tanır. Yaptırdıkları on antikor testi negatif sonuç ver­mesine karşın, hala enfeksiyon kaptıkları kor­kusu içinde ve panik halindedirler. Riskli bir durum yaşamışlarsa, veya kan nakli yaptırmışlarsa antikor oluşması uzun sürebileceğin­den endişe içinde olmaları, test sonucunu tat­minkar bulmamaları doğaldır. Test yaptırmaya kısa aralıklarla devam etme çözümsüzlüğü içi­ne itilirler. AİDS'e yakalanma korkusunu içle­rinden söküp atmaları kolay değildir.

Kısa bir süreden bu yana kilo kaybı ve îşyerimde yorgunluktan şikayetçi­yim. Bunlar AİDS hastalığına yaka­lanmış olduğumun işaretleri midir?

Hayır. AlDS'li olduğunuzun kesin tanısı virü­sün kanınızda belirlenmesi iledir. AİDS virüsü­nü taşımanız da AİDS hastalığına yakalana­cağınız anlamına gelmez. Bu tür şikayetlerini­zin pek çok başka nedeni de olabilir. Ama bu nedenler aydınlatılmalıdır.

Enfeksiyon riski taşıyan bir durum yaşamadığım halde AİDS virüsünü almış olabileceğim endişesinden kendimi kurtaramıyorum. Ne yapmalıyım?

Bu sizin uzun süreden buyana bilinçaltınızda yaşamınıza dair endişelerinizin, suçluluk duy­gularınızın olduğunu gösterir. Bu suçluluk duyguları ve korkularınız şimdi AİDS'le kendini ortaya koymaktadır. Tıbbi olarak da antikor testiniz negatif sonuç verip enfekte olmadığı­nız belirlendiğinde yatışıp, bir süre sonra kor­kularınız yeniden depreşiyorsa, köklerini geç­miş yaşamınızdan alan bu durumunuzun psi­koterapi ile ele alınması gerekir. Sizi bu korku­lu hale iten nedenin belirlenerek tedavisinin yapılması Almanya'da sigorta şirketlerinin kar­şıladığı bir tedavi biçimidir. Bu tür psikiyatrik tedavilerin yürütülebileceği merkezleri aile doktorunuzdan, tabip odalarından, AIDS-yardım ve danışma merkezlerinden öğrenebi­lirsiniz.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Aids Tasiyicilari ve Aids Hastalari ile Yasam

AİDS Taşıyıcıları ve AİDS Hastaları ile Evde Yaşam

Aids Korunma Yolları


Antikor testi pozitif çıktığında hastanın ailesi ve çevresinin duyduğu endişe, tıpkı hastanın duyduğu endişe kadar büyüktür. Enfeksiyonu taşıyan kişinin soyutlanmaması gerekmekte­dir. Korku ve endişelerine karşın yakınları ve eşi onunla yaşamaya devam etmek durumun­dadır. Bu korku ve endişelerinin temelinde mikrobun kendilerine bulaşması tehlikesi var-dır. Çaresizliğin, ölümü düşünmenin yarattığı bu korkuyu tamamen ortadan kaldırmak müm­kün değil. Bu bölümde AİDS taşıyıcısı veya hastalarıyla birlikte yaşamanın tehlikeleri ne­lerdir, bu hastalığın şanssızlığını hafifletmenin yolları nelerdir, bunlardan söz edeceğiz.

AİDS tablosu bütün belirtileriyle or­taya çıkmış durumda. Yaşamak için ne kadar süre kalmış demektir?

Kalan süreyi şu kadar ay veya şu kadar yıl şeklinde tanımlamak güçtür. Her AİDS hastası kendine özgü bir süreç yaşayacaktır. Kişinin AİDS tablosu içinde ne kadar süre yaşayaca­ğı, hangi hastalıkların baş göstereceğine, dok­torların enfeksiyonlarla ne ölçüde baş edebileceklerine bağlıdır. AİDS'le ilgilenen doktorlar hastaların kendilerine oldukça geç başvur­duklarından, böylelikle enfeksiyonla mücade­lede şanslarını oldukça azalttıklarından yakın­maktadırlar. Tıbbın bütün olanaklarının sefer­ber edilmesine karşın pek çok hasta hastalı­ğın ortaya çıkışından üç ila beş yıl sonra pek çok enfeksiyondan biri nedeniyle kaybedil­mektedir.

AİDS taşıyıcısı veya hastası ile aynı evde yaşamak tehlikeli midir?

Hayır. Evdeki temaslar, örneğin ortak yemek takımı, banyo ve tuvalet kullanımı bulaştırıcılık tehlikesi taşımaz. Bu bilimsel olarak da ABD'nde virüs taşıyıcısı birer kişi bulunan 30 ailede uzun süren gözlemler sonucu belirlen­miştir. Diş fırçası, traş takımı, manikür aletleri ortak kullanılmamalıdır. Manikür aletleri gibi aletlerin ortak kullanımı gerekiyorsa mikrop­suz hale getirilmeleri gerekir, ki bu da klor içeren dezenfeksiyon maddeleri ya da alkol ile mümkün olabilir. (Eczacınıza danışınız)

Kendim için değil, ama çocuklarım için endişe duyuyorum. AİDS'ti kişi evimize
ziyarete geliyorsa veya onunla aynı evde yaşıyorsak çocuk­larım tehlikede mi?

Hayır. Bulaşma yollarını göz önüne getiriniz. Sperm sıvısı veya kan, sizin kanınıza bulaş­madıkça enfeksiyon tehlikesinden söz edile­mez. Gündelik yaşamda çocuklar için bir tehli­ke söz konusu değildir. Onunla öpüşmek veya bardağından su içmek tehlikeli kabul edilmez.

AİDS taşıyıcısı veya hastalarının ge­ce terlemelerinde bulaşma söz konusu olabilir mi?

Hayır. Terde bugüne kadar AİDS virüsüne rastlanmamıştır. Dünyada bugüne kadar bu yolla bulaşma bildirilememiştir.

AİDS hastalarının idrar ve dışkıları dezenfekte edilmeli midir?

Hayır. Bu vücut salgıları tehlikeli değildir. Bu salgıların dezenfekte edilmeden tuvaletten ka­nalizasyona sevkedilmeleri uygundur.

Gökkuşağı renklerini taşıyan amble­min AİDS'le ilgisi nedir?

Bu renkleri taşıyan amblem AİDS'e yakalanan kişilerin arasındaki dayanışmayı simgeler. El­bette kişinin bulaştırma riski taşıdığını da sim­gelemektedir aynı zamanda.

AİDS taşıyıcısına ait çamaşırlar de­zenfekte edilmeli midir?

AİDS virüsü 56 derecede ölmektedir. 95 dere­cede yıkanan çamaşırlar AİDS virüsünden do­ğal olarak arınmaktadırlar. Bulaşmanın enfek­siyon etkeninin doğrudan kana karışması ile mümkün olduğunu bilmekteyiz. Bu nedenle AİDS taşıyıcısı ya da hastasına ait çamaşırla­rın ilk bakışta bulaştırma riski taşıdığından söz edilemez. Yinede düşük derecede yıkanacak çamaşırların akşamdan dezenfekte edici bir solüsyon ya da çamaşır suyu içinde bekletil­meleri uygun olacaktır. Bu maddeler eczane­lerden temin edilebilir.

Birlikte yaşadığım AİDS hastasında deri tümörleri var. Mikrop bana bula­şır mı?

Hayır. Deri tümörü olmasına karşın dokunabi­lir, sarılabilir ve ona bakmaya devam edebilir­siniz. Derideki kanserleşmiş mavi mor düğüm­cükler bulaştırıcı değildir. Hasta kişinin kanı si­zin kanınıza karışmadıkça onunla deri teması tehlikeli değildir.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Aids Hastasi Olanlarda Yapilacaklar

AİDS Virüsü Bulaştığında Yapılacaklar

Aids Hastası Olanlarda Durum

Antikor testi pozitif çıktığında iş işten geçmiş midir? Genellikle bu sonuçla karşı karşıya ka­lan kişilerde vahşi bir yaşama açlığına dönü­şen panik ve depresyon görülmektedir. Oysa hastalıktan uzak kalmak, yıllarca normal sayı­labilecek bir yaşam sürebilmek olasılığı da vardır. Bu şans rastlantısal değildir. Hastalığı sakin karşılamakla artar, paniğe kapılmakla kaybedilebilir. Önemli olan test sonucunun şokunu atlattıktan sonra yaşamınıza tekrar sahip çıkmanızdır. Arkadaşlarınız, belki de eşiniz mümkün olduğunca kendisini bir kenara çeke­cek, meslektaşlarınızın değişen davranışları ile karşılaşacaksınız, sosyal çevrenizde deği­şiklikler başgösterecek.

Bu bölümde karşılaşacağınız zorluklar konu­sunda size yol gösterilecek, neler yapıp neler yapmamamız konusunda fikir verilmeye çalışı­lacak.

Kişi AİDS virüsünü almışsa sağlığını korumak için nasıl davranılmalıdır?

Kişi,

Savunma sistemini olabildiğince korumağa
çalışmalıdır.

Yeterli uyku, iyi beslenme, nikotin ve alkol benzeri zararlı alışkanlıklardan uzak durmak gibi sağlıklı yaşam ilkelerine uyulmalıdır.

Fazla güneşlenme ve solariumdan uzak du­rulmalıdır.

Cinsel yolla bulaşan belsoğukluğu vb. hasta­lıklardan, seyahatlerde bulaşabilecek sıtma, hijyen koşullarının yetersiz olduğu ülkelerde söz konusu olan barsak enfeksiyonlarından, B-Hepatit gibi ağır enfeksiyon hastalıklarından korunmak gerekir. Çünkü bunlar immün siste­me daha fazla yük olurlar.

Prezervatif kullanarak yeniden AİDS etkeni HIV almamaya da dikkat etmek gerekir. Yeni­den, daha çok sayıda virüs almak hastalığın gidişini etkileyecektir.

Ruhsal çöküntü ve panik duygularına karşı psikoterapi yardımıyla yeniden denge kazan­maya çalışmak gerekir. Çünkü ruhsal durum vücut savunma sistemini etkilemektedir.

Ateşli hastalıklar, gribal enfeksiyonlar gibi hastalık hallerinde derhal doktorunuza başvur­malı, tedavi altına girmelisiniz. Sağlığınızla ilgili bir şikayetiniz olduğunda bu­nun AİDS hastalığının ilk belirtisi mi olduğu konusunda korku duymanız doğaldır. Bu ne­denle derhal AİDS konusunda uzman bir doktora ya da kliniğe başvurarak şikayetinizin ne­denini aydınlatmalısınız. Sözkonusu belirti AİDS hastalığının bir belirtisi midir, yoksa baş­ka bir nedeni mi vardır? Örneğin yorgunluk hissetmek genel bir dolaşım yetersizliği nede­niyle de olabilir. Lenf düğümlerindeki büyüme­nin nedeni ilgili bölgedeki bir iltihap olabilir. Başvuru adreslerini sağlık meslek odalarından elde edebilirsiniz. Kitabın sonunda da bu ad­reslerde sözedilmektedir.

AİDS taşıyıcısının virüsü başkalarına bulaştırmaması için nelere dikkat et­mesi gerekir?

Genel olarak bu kişilerin kan, sperm, anne sü­tü, çok az bulaştırıcı özellik taşısa da tükrük gibi vücut sıvılarının bulaştırıcılığından başka­larını korumaları gerekir. Bunun için: Hiç bir koşulda kan ve sperm vermemeleri, organ bağışlamalarının mümkün olmadığını bilmeleri gerekir.

Cinsel ilişkide güvenli seks kurallarına dikkat etmeleri gerekir.
Bugüne kadar ilişkide bulundukları kişileri du­rumlarından haberdar etmelidirler. Bu kişilere açıklamada bulunmak sizin için güç olacaksa, bunu başvurduğunuz merkezin halletmesi için bilgi veriniz.

Sizle herhangi bir nedenle ilgilenecek her doktoru durumunuzdan haberdar ediniz.

AİDS virüsünü almış kişide gelişecek aşırı korku hali hastalığın başlama­sında etkili midir?

Evet. Korku ve vücut direnci arasında ilişki ol­duğu açıktır. Aşırı korku vücut savunma siste­minin gücünü azaltır.

Antikor testimin pozitif sonuç verdi­ğini öğrenmiş bulunmaktayım. Şimdi ne yapmalıyım?

Testten sonraki altı hafta içinde kesinlikle yap­mamanız gerekenler şöyle sıralanabilir:
Virüsü alan her kişinin hastalığa yakalanma­dığını düşünerek, yaşamınızın son bulacağı gibi bir düşünceye kapılmamalısınız. Mikrop alındıktan sonra hastalık tablosu ortaya çıka­na kadar çok uzun bir süre geçebilir. Bu süre içinde yeni tedavi yöntemleri keşfedilebilir.

Sizinle mikrobu bulaştırabileceğiniz yakınlık­ta bir ilişkisi olmamış, uzak tanıdıklarınıza du­rumunuz hakkında bilgi vermeyiniz.
İşvereninizi durumunuzdan haberdar etmeyi­niz.
Mesleğinizle ilgili yeni kararlar vermeyiniz.
Ekonomik durumunuzla ilgili yeni kararlar vermeyiniz.
Geleceğinizle ilgili konularda kararlar almayı­nız.
Test sonucunuzun pozitif olduğunu öğrendiği­nizde yapmanız gereken üç şey ise şunlardır:
İlk haftalarda sizi baskı altına alan, korkutan bu haberi AİDS merkezlerindeki uzmanlarla göğüslemeye çalışınız. Bu uzmanlar gözlem­lemişlerdir ki, genellikle kişilerde bu ilk zaman sonrasında yeni yaşama durumuna uyum sağlayacak psikolojik güç gelişmektedir.
İlk haftalarda korku, öfke, isyan duyguları ge­lişse de, anlamsız bir suçluluk duygusuna ka­pılmamalısınız.
AlDS'liler dayanışma ve danışma merkezle­riyle ilişki kurmalısınız.

Antikor testim ve onay testim pozitif. Yani HIV taşıyıcısıyım. Psikolojik yardım alacağım yerler nereleridir?

Aranızda güven duygusunun geliştiği ev dok­torunuz ve bir psikoterapistin işbirliği ile,
AlDS'liler dayanışma gruplarından birine ka­tılımla,
AİDS danışma merkezlerinden birine müracatla,
Uyuşturucu bağımlılarına hizmet veren mer­kezlerden de bu konuda yardım alınabilir.

AİDS virüsünü alan kişide hastalığın başlamasını engelleyecek bir tedavi biçimi var mıdır?

AİDS'in gidişini frenleyecek terapi denemeleri vardır.

AİDS virüsü alan kişinin hastalığa ya­kalanma tehlikesi ne ölçüdedir?

Bilim adamları bu konuda kesin bir görüşe varmış değillerdir. Bugüne kadar araştırmacı­ların geneli, riskin %40 ila %60 arasında oldu­ğunu söylemektedir. Bu mikrobu alan her on kişiden dört ila altısının belki de hastalığa ya­kalanmayacağı anlamına gelmektedir. Enfek­siyonun hastalığa dönüşmesi için uzunca bir süre geçeceği bilinmektedir.

Normalde virüsü alan kişide AİDS hastalığı ne kadar sürede ortaya çı­kar?

Kuluçka devresi AlDS'de oldukça uzun sürebi­lir, sekiz, dokuz hatta onbeş yıl gibi. Ama tablo altı ay gibi kısa süre sonra da ortaya çıkabilir. Genelde pek çok kişi 5 veya 10 yıl sonra has­talık tablosu ile yüz yüze gelmektedir.

AİDS virüsü taşıyorum, ama hastalı­ğa ait belirtiler yok. İmmün sistemi­min zarar görüp görmediği belirlene­bilir mi?

Evet. İmmün sistemin o anki durumunu belir­leyen laboratuar testleri vardır. Bu testler al ve akyuvarların sayılarını belirleyen kan sayımı, vücut savunma sistemine ait T-Yardımcı hücreleri ve onların karşı oyuncuları olan T-baskılayıcı hücrelerinin karşılaştırılması, derinin ya­bancı maddelere karşı savunma kapasitesini ortaya koyan deri testi (Merrieux test) olarak sayılabilir.

Bu testler immün sistemin o anki durumunu ifade eder ve olması gereken değerlerle karşı­laştırılarak fikir edinilir. Yine de bu testler AİDS hastalığının ne zaman başlayacağını kesin olarak belirlemeye olanak tanımaz.

AİDS virüsü taşıyanlarda immün sis­temi harekete geçirici yollara baş­vurmak vücudun AİDS'le mücadele gücünü arttırır mı?

Bu yola başvurmak keskin bir kılıçla oynama­ya benzeyecektir. İmmün sistemi stimüle et­mek aksi sonuçlara. yol açabilir. Bu yolla sa­vunma sistemi hücreleri çoğalmak üzere bölü­necektir. Bu durumda vücutta AİDS etkeninin de çoğalma göstereceğini hesaba katmak ge­rekir. İlk bakışta bile bu yolun bir çelişki oldu­ğu ortadadır. AİDS virüsleri vücutta savunma hücrelerine musallat olurlar. Bu hücreler bölü­nerek çoğaldıklarında virüsler de çoğalacaktır.

AİDS taşıyıcısı olduğu belirlenen kişi derhal işinden mi olacaktır?

Hayır. Hastalık belirtileri ortaya çıkıncaya ka­dar taşıyıcı kişi işinin başında olabilecektir. Belirtisiz geçecek süre uzun yıllar sürebilir. Hatta bu süre on beş yıla kadar uzayabilir.

HIV taşıyan bir kişinin koleranın hala ratlandığı ülkelere yapacağı zorunlu yolculuk nedeniyle kolera aşısı olma­sını önerir misiniz?

Kolera aşısının pek çok yan etkileri vardır. Böyle bir durumda aşının koruyuculuğu ile yan etkileri kıyaslandığında uzak durulması görü­şündeyim.

AİDS virüsü taşımama karşın tetanoz aşısı olabilir miyim?

Evet. Tetanoz aşısı tetanoz etkeninin değişti­rilmiş, güçsüzleştirilmiş zehirinden elde edilen toxoid bir aşıdır. Vücut aşıya karşı antikor, karşı zehir üreterek korunma sağlar. HIV en­feksiyonunda toxoid aşılardan sakınmak ge­rekmez. Ama yine de durumunuzu bilen bir hekimle görüşmek yararlı olacaktır.

HIV taşıyıcısının kendini ağır seyre­decek enfeksiyonlardan korumak amacıyla grip aşısı yaptırmasını öne­rir misiniz?

HIV taşıyıcısının immün sisteminde değişiklik­ler baş göstermediği sürece grip aşısı yaptır­ması uygundur.

Güneydeki ülkelere yolculuk yapa­cak bir AİDS taşıyıcısının tifüse karşı aşılanması öneriliyor mu?

İmmün sistem işler halde, sağlam ise bu aşıyı yaptırmamak için bir neden yoktur.

AİDS virüsü taşıyıcısıyım. Sıtma riski olan bir ülkeye zorunlu bir seyahat yapmak durumundayım. Korunmak için ne yapabilirim?

Böyle bir ülkeye gerçekten gitmek zorunda iseniz "Resochin" profilaksisine gereksiniminiz var demektir. Ama bu ülkelerdeki sıtma etke­ninin "Resochin"e kısmen direnç kazanıp ka­zanmadığının da bilinmesi gerekir. Bu durum­larda "Fansidar" adlı ilaç da diğer ilaçla birlikte kullanılmalıdır. Diğer tedbirler konusunda dok­torunuz ve sizle ilgilenen sağlık kuruluşuyla konuşmanız gerekir. Her olasılığa karşı sıtma etkeni ile ilgili ilaçları yanınızda bulundurmalı ve sinekler tarafından ısırılmamaya dikkat et­melisiniz.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Uyusturucu Bagimlilari ve Aids Virusu

Uyuşturucu Bağımlıları ve Aids Tehlikesi

Uyuşturucu bağımlıları içinde özellikle tehlike­de olan grup uyuşturucu maddeyi damar içine enjekte eden gruptur. Bu kişilerin çok daha fazla yardıma gereksinimleri vardır. Bağımlı oldukları maddeyi çılgınca ararken kendilerini koruyacak düşünce ve enerjileri olmaz. Bu ki­şilerden çoğu uyuşturucu parasını yasadışı yolla yaptıkları fahişelikle elde etmektedirler. Böylelikle sağlık kuruluşlarının denetiminin de dışında kalırlar. Uyarı ve öğütler onları etkileyememektedir. Bu nedenle şimdiki bölümde onların taşıdıkları özel tehlikelerden söz ede­ceğiz. Bu kişiler için kitabın sonunda yer alan uyuşturucu bağımlıları için kurulmuş danışma merkezlerinin adları ile kendi kendilerine yar­dım için oluşturdukları grupları belirtir liste yer almaktadır.

Uyuşturucu kullanıyorum. Bağımlı ol­duğum maddeyi damarıma enjekte ediyorum. AİDS virüsünden kendimi nasıl koruyabilirim?

AİDS uyuşturucu kullananlar arasında büyük yayılma göstermektedir. Çünkü kullanılan iğ­neler sterilize edilmeden elden ele dolaşmak­ta, ortak kullanılmaktadır. Uyuşturucu bağımlı­sının kendini hastalığın bulaşmasından koru­ması ancak erkek ya da kadın arkadaşına ke­sinlikle kullandırmayacağı kendine ait özel iğ­nesini kullanmasıyla mümkün olur.

Bütün uyuşturucu bağımlıları aynı öl­çüde tehlikede midir?

Hayır. Tehlikede olanlar uyuşturucuyu damarı­na enjekte eden ve bu esnada ortak enjektör kullananlardır.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Vucut Bakimi ve Kozmetik Aids Tehlikesi

Vücut Bakımı ve Kozmetik Ürünleri Kullanımında Aids Tehlikesi

Yalnız doktorda değil manikür, pedikürde, epilasyonda, hatta kuaförde içinde virüs bulunma olasılığı olan kanama meydana gelebiliyor. Bu gibi işlemlerin uygulandığı güzellik salonları hakkındaki söylentiler müşterileri rahatsız edecek boyutlara ulaşmış durumda. Keskin aletlerin dezenfekte edilmeden üstüste kulla­nıldığı yerlerden kuşku duymak haksız bir davranış değil.

Meslek odaları, diğer mesleki örgütlenmeler üyelerini hijyen kurallarına sıkı sıkı uymaları konusunda uyarmaktalar. Bunun ötesinde sağlık üst düzey yetkilileri güzellik salonları için on yıl önce hazırlanmış hijyenle ilgili ka­nunları sıkı denetimlerle tam uygulanır kılma arzusundalar.

Homoseksüel bir berbere saç ve sa­kal traşı olmak tehlikeli midir?

Hayır. Birinci neden her homoseksüel olarak tanınan kişi seropozitif, yani hastalık taşıyıcısı değildir. Berber taşıyıcı bile olsa bu müşterileri için bir risk değildir. Cilt teması AİDS bulaştır­maz. Ancak taşıyıcı berber kendini yaralar ve müşterisinde o anda bu kanın karışabileceği bir açık yara varsa tehlike söz konusu olur. Bu da bir göktaşının üzerine düşecek kişi olarak bizi bulması gibi bir olasılıktır.

Traş aletleri ile AİDS etkeni HIV bu­laşır mı?

Bulaşma tehlikesi çok büyük değildir. Küçük bir olasılığı dahi ortadan kaldırmak için traş ta­kımları ortak kullanılmamalıdır. Kesikler, kabu­ğu kopan sivilceler virüsün vücut kan dolaşı­mına katılmaları için uygun giriş kapılarıdır. Bu da bir önce traş olan virüs taşıyıcısının kanı hala aletler üzerinde duruyorsa söz konusu­dur.

Diş fırçalarının ortak kullanımı tehli­keli midir?

Evet. Taşıyıcı kişideki dişeti kanamaları hasta­lığa ait virüsü taşır. Bu nedenle herkes kendi­ne ait diş fırçasını kullanmalıdır.

Sahne sanatçısı, bir homoseksüel makyaj uzmanı tarafından sahneye hazırlanıyorsa AİDS tehlikesinden uzak olduğu düşünülebilir mi?

Elbette. Homoseksüel olan her erkek mutlaka AİDS virüsü taşıyıcısı değildir. Makyöz virüs taşıyıcısı olsa bile makyaj esnasındaki cilt te­ması bulaştırma olasılığı taşımaz.

Güzellik salonunda yapılan manikür ya da pedikür esnasında AİDS bulaş­ma riski var mıdır?

Her kullanımdan sonra aletler dezenfekte ya da sterilize ediliyorsa hayır. Alman eyaletleri­nin çoğunda manikür ve pedikür yoluyla sağlı­ğa zarar verilmemesi için kanun çerçevesinde uygulanması zorunlu kılınmış hijyen kuralları vardır. Bayern gibi eyaletlerde ise bu kanunlar oluşturulmak üzeredir.

Epilasyon yaptırıyorum. Ama içimi bir korku kapladı. Kullanılan iğne AİDS taşıyor olabilir mi. Haklı mıyım?

Epilasyon uygulayan kişi iğne ve diğer aletleri­ni her müşteriden sonra kurallara uygun ola­rak sterilize ya da dezenfekte ediyorsa bu kor­ku yersizdir. Bu konuda da Alman eyaletlerinin çoğunda uyulması zorunlu hijyen kuralları vardır. Diğer eyaletlerde de konuyla ilgili çalışma­lar sürdürülmektedir.

Masaj yağlarını ve kremlerini ortak kullanıyoruz. AİDS açısından davranı­şımız yanlış mı?

Hayır. Bu maddeler cilt üzerinde uygulanmak­tadır. AİDS enfeksiyonuna yol açmaz.

Sık sık masaj yaptırmak bulaşma tehlikesi taşır mı?

Hayır. Sağlam deri aracılığıyla AİDS etkeni vücuda giriş yapamaz. Aynı şekilde cilt de vi­rüs salgılayamaz.

Bir kulağa üç hatta beş küpe birden takmak moda, Pek çok genç kulakla­rını kendileri deliyorlar. Hijyen kural­ları açısından nasıl davranmak uy­gun olur?

Kulak deldirmek bazı toplumlar için geleneksel bir olay. Burada önemli olan delme işlemini yapan iğnenin eczacının önerisi göz önüne alınarak bir dezenfeksiyon maddesi ile ya da alevin mavi kısmından aleti geçirerek yapıla­cak dezenfeksiyon işlemidir. Kulak doktorda deldiriliyorsa sorun yoktur. Güzellik uzmanla­rında, süpermarketlerde, ya da seyyar kişilere kulak deldirilecek ise tek kullanımlık iğne ucu kullanıp kullanmadıkları sorulmalıdır. Böylelik­le risk ortadan kaldırılmış olur.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Saglik Kurumlarinda Aids Tehlikesi

Doktorda, Sağlık Kurum ve Kuruluşlarında Aids Tehlikesi

AİDS taşıyıcılarının önemli bir kısmı virüsü hastanelerde almışlardır. Bu da 1983 ile 1985 yılları arasında kanların virüsü taşıyıp taşıma­dıklarının test edilmediği dönemlerde kan na­killeri yoluyla olmuştur. Olayın şoku hala in­sanları etkisi altında tutmaktadır. Doktor mua­yenehanesinde veya hastanelerde hastalar daha temkinli davranmakta, müdahaleler sor­gulanmakta, kanamalı işlemler hasta tarafın­dan kuşkuyla karşılanmakta. Bu durum diş he­kimi muayenehaneleri için de geçerli. Kullanı­lan aletlerden tedirginlik duyulmakta Hatta göz doktorunda bile hastalar, gözyaşında vi­rüs bulunduğu duyulduktan sonra rahat değil­ler.

Dişle ilgili işlemlerde genellikle kan akıyor ve tükrük sıçrıyor. Dişi oyan alet ya da kullanılan diğer aletlerden AİDS bulaşabilir mi?

Hayır. Diş hekimleri hasta ağzında kullana­cakları aletlerin tümünü sterilize etmek zorun­dadırlar. Aletler dezenfekte edilip, daha sonra sıcak kuru hava ya da kaynatma yoluyla steri­lize edilmektedir. Diş hekimleri bu titizliği yal­nızca AlDS'den ötürü uygulamamaktadırlar. Bulaşıcı sarılık Hepatit B tıpkı AİDS gibi bulaş­maktadır.

Göz doktorunun göziçi basıncını ölçen aleti bulaştırıcı nitelikte midir?

Hayır. Bu aletler diğer bulaşıcı hastalıkları ta­şıma olasılığına karşı dezenfekte ve sterilize edilmektedirler.

Kişi operasyon geçirecek. Tarih be­lirlendi. Kan bankalarındaki kanlar test edilmelerine karşın hasta yine de tedirgin. Kan yoluyla bulaşmanın kesin olarak önüne geçilmesi için nasıl bir çözüm yolu düşünülebilir?

Belirlenen tarihten bir kaç hafta önce hastanın kendi kanının alınıp hastanenin kan bankasın­da derin dondurucuda bekletilmesi önerilebile­cek bir yoldur. Operasyon sırasında kan nakli gerekecek olursa hastanın kendine ait kanı kullanmak mümkün olacaktır. Bunun için za­manında doktor ve kan merkezi ile görüşmek gerekir. Yalnızca tarihi belirli operasyonlar için söz konusu olabilecek bir yoldur.

Kan ürünlerinin test edilmediği za­manlarda AİDS'e yakalanma tehlike­si ne ölçüdeydi?

Antikor testi uygulanmaya başlandığından bu yana binlerce kan vericisinin kanı kontrol edildi. Kontroller göstermiştir ki, çok az sayıda kan AİDS virüsünü taşımaktadır. 1983 önce­sinde virüsün bulaşma riski daha azdır. Çünkü o yıllarda Almanya'da AİDS taşıyıcıları yayıl­ma göstermemiştir. Bulaşma tehlikesinin önlenmesinde antikor testi çok önemli bir rol oy­namaktadır.


Şimdi uygulanmakta olan testler kan nakli yoluyla bulaşmaları yüzde yüz önleyebilecek güvenilirlikte midir?

Hayır. Kan ürünleri olabildiğince güvenilir kı­lınmaya çalışılmaktadır. Kan vericisindeki vi­rüs en erken dört ila altı hafta sonra testte belirlenebileceğinden, küçük bir olasılıkla da olsa yanılgı yine de söz konusudur. Örneğin AİDS virüsün taşıyıcısı kişi-virüsü aldıktan iki hafta sonra kan veriyorsa, kanı kontrol testini aşa­cak, test doğruyu yansıtmayacaktır.

Gamaglobulin gibi immünglobulin preparatları insan kanından üretildik­lerine göre AİDS virüsü bulaştırabi­lirler mi?

Hayır. Üretilişlerinde etil alkolle işleme tabi tu­tulduklarından böyle bir olasılık mümkün de­ğildir. Etil alkol virüsleri zarara uğratıcı bir maddedir.

Kitle aşılamalarında kullanılan aşı tabancası bulaştırıcı rol oynar mı?

Aşı tabancalarıyla virüsün bulaşma olasılığı yoktur demek mümkün değil. Yeni araştırma­lar bunu gösteriyor. Bu nedenle Alman Sağlık Bakanlığı grup aşılamalarında tek kullanımlık enjektörlerin kullanımına izin vermektedir.

Hepatit-B aşısı bugüne kadar insan kanından üretilmekteydi. Bu aşının AİDS virüsü taşımadığından emin olunabilir mi?

Evet. Kesinlikle emin olunabilir. Aşının üreti­minde kan serumu dezenfektan bir madde olan formaldehitin de işleme katıldığı pek çok arıtma aşamasından geçer. Bu arada gen tek­nolojisinin yardımıyla insan serumu içermeyen aşılar elde edilmiştir.


Akupunktur iğneleri steril midir?

Eğer akupunktur bir hekim tarafından yapılı­yorsa evet. İşlemi uygulayan diğer sağlıkçıla­rın iğneleri mikroorganizmalardan arındıracak dezenfeksiyon ve sterilizasyon yöntemlerine tam anlamıyla uyabilecekleri düşünülemez. Akupunktur iğneleri genellikle kıymetli metal­dendir ve tek kullanımlık olabilmeleri aşırı pa­halıya mal olacağından mümkün olama­maktadır.

Kalp kateteri tehlikeli olabilir mi?

AİDS açısından hayır. Kateter sterildir. Bu, da­mar açmada kullanılan balon yöntemi için de geçerlidir.

Tıbbi işlemlerden infüzyon ya da en­jeksiyon yoluyla bulaşma olur mu?

Hayır. İğneler ve infüzyon seti tek kullanımlı­dır. Bu kurala uzun zamandan bu yana enfek­siyonlardan, özellikle Hepatit-B'den korunmak için uyulmaktadır. Bu kurallara uymama dok­tor hatası ile eşdeğerdir. AİDS tehlikesi açısın­dan hijyen kuralları hekimlere tekrar hatırlatıl­mıştır.

Hastanede sterilize edilmemiş bir balon kateter aracılığıyla HIV alına­bilir mi?

Hayır. Tıbbi nedenle vücuda girecek her türlü araç ve gereç dezenfeksiyon ve sterilizasyona tabi tutulmak zorundadır. Bu nedenle tanı ve tedavi esnasında kullanılan araç ve gereçler­de bulaştırıcılık tehlikesi yoktur. Balon kateter ise tek kullanımlıktır, bir kez kullanıldıktan sonra atılmaktadır.

Endoskopide AİDS virüsünü almak tehlikesi var mıdır?

Hayır. Bu işlemde kullanılan hortum steril ol­mak zorundadır.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Gebelik ve Çocuklukta Aids Virusu

Gebelikten Okul Çağına Kadar AİDS Virüsü ve Çocuklar

AİDS virüsünü taşıyan annelerden doğan çocukların tümü enfekte mi­dir?

Hayır. Ortalama yüz bebekten kırkı enfekte ol­muş olarak dünyaya gelmektedir. Bu da yeni doğan bebeklerin yüzde altmışının sağlıklı doğma şansı varolduğu anlamını taşımakta­dır.

Sezeryanle doğum, taşıyıcı annenin sağlıklı, virüs bulaşmamış bir bebek
dünyaya getirmesini sağlayabilir mî?

Hayır. Normal yolla doğmuş bebeklerle, se­zaryen ile dünyaya gelmiş bebeklerin virüsü taşıma oranı aynıdır.

AİDS virüsü bulaşmış bebek hangi hastalık belirtilerini gösterir?

AİDS hastalığının ilk belirtileri kesinlikle karak­teristik değildir. Bu belirtilerin pek çok başka nedeni olabilir. Bebeğin gelişimi normal değil­dir, baş gelişimi kuşku uyandırıcıdır. Sık sık açıklanamayan ateş yükselmeleri, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, inatçı mantar enfek­siyonları, durdurulamayan ishaller görülür. Bu­na lenf düğümlerinde büyümeler, dalak ve ka­raciğer büyümesi eklenir.

AİDS virüsünü almış bebekler ne ka­dar yaşarlar?

Çok azı iki yıldan fazla yaşarlar. Buna karşın kuraldışı örnekler de vardır: San Fracisco'lu çocuk doktoru Moses Grossmann 1987 Mart'ında yedi yaşında kısa süre önce okula başlamış ve virüsü doğumda almış bir çocuk olduğunu bildirmiştir.

AİDS hastalığı virüsü anneden almış bebeklerde büyüklere kıyasta farklı bir seyir mi izler?

Evet. Büyüklerde rastlanan bir kanser türü olan Kaposi sarkomuna genelde çocuklarda rastlanmaz. Çocuklarda AİDS beraberinde başka hastalıklar getirerek kısa sürede ölümle sonuçlanır.

Doğumu takiben yapılan antikor testi pozitif bebekler, daha sonra yapılan testde negatif çıkabilirler mi?

Evet. Doğumdan sonra yaklaşık dokuz ay bo­yunca bebek anneden aldığı kendini koruyucu nitelik taşıyan antikorları taşır. Bu nedenle test sonucu pozitif bebekte antikorların bebeğin vücudu tarafından bizzat mı yapıldığı, yoksa bunların anneden ödünç alınan antikorlar mı olduğu kesin olarak bilinemez. Bunun için bir yaşına kadar testlere devam edilmelidir.

Bebek doğum esnasında AİDS virü­sünü almış olduğu halde vücudu anti­kor üretmemiş olabilir mi?

Evet. Bazen yeni doğanların immün sistemleri pek az olgunlaşmıştır. Bu durumda bebek vi­rüsü taşıdığı halde ona karşı antikor ürete­mez. Bu nedenle de kendisine uygulanan anti­kor testi negatif sonuç verir.

Bebeğin gerçekten virüs taşıyıp taşı­madığı nereden anlaşılır?

Bu konuda kesin tanı zaman alır. Testten doğ­ru yanıt almak bir yılı bulabilir. Enfeksiyonu belirlemek bir dizi işlemi gerektirir: Hastalığın kişideki geçmişini bilmek, çok sayıda test uy­gulamak, kişinin klinik seyrini izlemek gibi.

Hamileler mutlaka antikor testi yap­tırmalı mıdırlar?

Hayır. Antikor testi bugün için hamilelere zo­runlu tutulmamıştır.

AİDS testi hamileler için önemli mi­dir?

Geçmişlerinde AİDS'in bulaşabileceği riskli bir ilişki yaşamışlarsa evet. Bazı kadın doğum doktorları hastalarına bu testi önermektedirler. AİDS hastalığına en çok rastlanan San Fran­cisco şehrinde doktorlar çocuk sahibi olmak isteyen her çifte bu testi yaptırmanın vicdani bir görev olduğunu hatırlatıyorlar.

Hamileliğin üçüncü ayında yapılan antikor testinin sonucu negatif. Her şey yolunda denebilir mi?

Tam olarak değil. Hamilelik esnasında bulaşmaya neden olacak bir durum yaşanmadığı halde enfeksiyonun dokuzuncu ayda belle­nebildiği durumlar vardır. Çünkü hamilelik immün sisteme pratikte baskılayıcı bir etki yap­maktadır. Bu nedenle anne hamileliğin başın­da virüsü almış olsa da kanında antikor olduk­ça geç belirlenebilir. Bu nedenle San Francisco'da doğum uzmanları hamile anneyi ilk üç ve son üç ayda teste tabi tutarlar.

AİDS virüsü taşıyan anneler bebeği emzirebilirler mi?

Hayır. Anne sütünde virüs yüksek konsantras­yonda bulunmuştur. Emzirmeyle de virüs bu­laştırabilir.

Virüsü taşıyan kadına gebelik zarar verebilir mi?

Evet. Kişi virüs taşıyıcısı ise hamilelik hastalık tablosunun oluşmasını hızlandırır. Bu hızlan­manın şiddeti tam olarak belirlenememişse de hamileliğin vücut savunma sistemini zayıflattı­ğını biliyoruz. Oluşmakta olan canlıya vücu­dun yabancı cisim reaksiyonu göstermemesi için vücudun kendini ayarladığı bir mekaniz­madır bu.
AlDS'li hamilelerde her ek direnç düşürücü durum ölümle sonuçlanabilir.

AİDS virüsü taşıyıcısı olmak hamileli­ğin kürtajla sonuçlandırılması için yasal bir endikasyon mudur?

Evet. HIV enfeksiyonu şu açık nedenle kürtajı haklı kılar: Çocuk büyük zarar görebilir. Yasa­lar 22. gebelik haftasına kadar kürtaja olanak tanımaktadır. Annenin sağlığı ve yaşamını ciddi tehdit eden bir durum söz konusu ise tıb­bi kararla bu limit sınırsız kabul edilir. Yani da­ha ileri gebelik haftalarında da kürtaja baş vu­rulabilir.

AİDS virüsü bulaşmış bebeğin sağlık durumunun daha uzun süre iyi kala­bilmesi için nelere başvurulmalıdır?

Bu bebeklerin çok titiz bir bakıma gereksinim­leri vardır. Bebeğe bakan kişi enfeksiyonların başlangıcını farkedebilecek ve onu uzman he­kime derhal ulaştıracak nitelikte olmalıdır. Bu noktada zaman yitirilmemesi çok önemlidir. Virüsü taşıyan bebekler çocuk hastalıklarına-karşı da korunmalıdırlar. Çünkü bu onların za­yıflamış immün sistemlerini daha da yorar. Kabakulak, kızamık, kızamıkçık, boğmaca ge­çiren çocuklar hastalıkları tam olarak geçirme­den asla ziyaretçi olarak kabul edilmemelidirler.

AİDS virüsü taşıyan çocuk anaokulu­na gitmeli midir?

Bu, çocuğun ve diğer yuva çocuklarının tu­tumlarına özgü bir durumdur. Şu gibi düşün­celer vardır: Yuva çağına tekabül eden üç ila beş yaşları arasındaki çocuklardan hemofili olanlar enderdir, genelde doğumdan bu yana virüsü taşımaktadırlar. Ve hastalığa yakalan­ma şansları başından beri büyüktür. Diğer çocuklar için sıradan ve zararsız olan enfeksi­yonlar, HIV taşıyıcısı çocuklar için son derece zararlı olabilir. Bu nedenle pek çok doktor bu çocukların kalabalık anaokullarına gitmelerine taraftar değildirler. Üç veya dört kişiden olu­şan küçük oyun gruplarına katılmak bu çocuk­lar için daha uygun olacaktır.

Taşıyıcı çocuğun diğer sağlıklı ço­cuklarla oynaması uygun mudur?

Evet. Bu onun psikolojik ve sosyal gelişimi açısından son derece önemlidir. Yetişkin bir kişinin çocukları oyun esnasında izlemesi, bir­birlerini ısırmalarına veya tırmalamalarına en­gel olması önemlidir. Taşıyıcı çocuklarda yara meydana gelirse derhal sargılanarak oyun ar­kadaşlarına bulaşması engellenmelidir.

Virüs taşıyıcısı çocuğu çocukluk hastalıkları ve diğer enfeksiyonlardan korunmanın yolları nelerdir?

Çocuğun çevresinde bulaşıcı bir hastalık gö­rüldüğünde derhal doktora haber verilmelidir. Doktor immün sistemi güçlendirici gamaglobulin iğnesi yapacaktır. Doktoru çocuğun virüs taşıyıcısı olduğu konusunda uyarmak gerekir.

AİDS virüsü taşıyıcısı çocuklar halka açık okullara gidebilirler mi?

Evet. Okul çağına gelmiş virüs taşıyıcısı ço­cuk yaşıtlarına uygun davranış içindeyse, oku­la gitmemesi için bir neden yoktur. AİDS okul çocuklarının gündelik ilişkilerindeki temaslar­dan bulaşmaz. AİDS taşıyıcısı çocukların virü­sü bulaştırma tehlikeleri kronik B-Hepatit en­feksiyonuna sahip çocukların bulaştırma tehli­keleri ile aynıdır.

Virüs taşıyıcısı çocuk yaralandığında ne yapmak gerekir?

Derhal yara bandı ya da sargı uygulamak ge­rekir. Eğer kan yaradan eşyalar üzerine (oyuncak, ranza, jimnastik gereçleri v.b.) sıçramışsa, bu eşyaların klor içeren dezenfektan­lar veya alkolle silinmeleri gerekir. Eğer kana­ması çok değilse bu silme işlemini taşıyıcı çocuğun kendisinin yapması daha uygun olur. Bir başka kişi sözkonusu temizliği yapacaksa eldiven giymelidir.

Spor esnasında sık sık yakın hatta bazen tam vücut teması oluyor. Ör­neğin futbolda. Taşıyıcı çocuklar bu tip sporlarda diğer çocuklar için teh­like oluştururlar mı?

Hayır. Bu çocuklar sporun her türünde yer ala­bilirler. Yakın vücut teması, ter, yüzme havuzu veya spor sonrası birlikte duş AİDS virüsünü bulaştırmaz.

Çocuğunuzu sınıf arkadaşının AİDS taşıyıcısı olduğu konusunda uyarma­nız gerekir mi?

Hayır, bu gerekli değildir. Enfeksiyonu taşıyan çocuk yalnızlığa itilmiş olur. Aksine enfeksiyo­nu taşıyan kişiyi fazla deşifre etmemek daha doğru bir davranış olur. Çocuğun sağlık duru­mu hakkında oldukça az sayıda kişinin bilgi sahibi olması uygun olacaktır. Ama sınıf öğretmeni, spor öğretmeni ve müdür durumu bil­melidir. Örneğin kanamalı bir yara oluşması durumunda bulaştırma tehlikesinin önüne ge­çebilmek için.

AİDS taşıyıcısı çocukları okuldan men etmek için geçerli nedenler ola­bilir mi?

Taşıyıcı çocukta diğer çocuklara karşı yarala­ma, ısırma, tırmalama gibi saldırgan nitelikli davranış bozukluklarına rastlanıyorsa psikiyat­rik tedavi uygulanması gerekir. Taşıyıcı çocu­ğun okul arkadaşını enfekte etmesi ancak ay­nı anda yaralanıp kanları arasında temas meydana gelmesi ile mümkündür. Psikiyatrik tedavi ile çocuğun davranışları düzeliyorsa okula dönmesinin sakıncası yoktur.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Ask ve Seks Hayatinda Aids

Aşk ve Cinsel Hayatta Aids Tehlikesi

1985'de Spiegel dergisinde yayınlanan bir ya­zıda Robert Gallo "AİDS'in kökeninde seks vardır" diyordu. 1987'de Stern dergisinin ger­çekleştirdiği büyük bir anket AİDS'in geniş bir kesimin cinsel alışkanlıklarını değiştirdiğini gösteriyordu. Genel eğilim seksten vazgeçme şeklindeydi. Görüşmeler, bu hastalığın kişiler­de büyük bir korku ve bilgi edinme isteği do­ğurduğunu ortaya koyuyordu. Ne tehlikelidir? Nasıl korunulur? Pek çok insanın cinsel so­runlarını danışabilecekleri biri yok. Evli kadın­lar eşlerinin başkalarıyla ilişkisi olabileceğin­den ve bu yolla kendilerine bulaşma olacağın­dan kuşku duyuyorlar. Alışılmamış ön seviş­me yöntemleri olanlar da önüne geçilmez bir korku ve suçluluk duygusu içindeler. Kimseye söz edemiyorlar, çünkü açıklamaları teşhir ol­malarına neden olacak. Gençler kime güvene­bileceklerini bilmiyorlar. Ama hepsi korunmak için öğrenmek zorundalar: En iyisi sadakatli bir aşk, ya da prezervatifle güvenli seks. AİDS seks konusunda gizli kalmış, sözü pek edilmeyen kavramlar hakkında da konuşmamızı ge­rektiriyor. Çünkü AİDS virüsü tabu tanımıyor. Bu nedenle bu bölümde belki bu güne kadar duymadığınız kavramlarla karşılaşacaksınız.

"Safer seks" ne demektir?

Korunmalı seksin İngilizce tanımıdır. Alman­ya'da da İngilizce bu tanım günlük konuşmaya girmiştir.

"Safer seks" ile "Safe seks" arasın­daki ayrım nedir?

AİDS virüsü ile enfekte olma olasılığının çok düşük olduğu bütün cinsel ilişki şekillerine "Safer seks" denilmekte. Bu konuda bir dere­celendirmeye de gidilmiş. Hiç bulaşma tehlike­si olmayan cinsel ilişki "Safe seks" olarak ta­nımlanıyor. Yani riskin az olduğu durumlar "Safer seks", risksiz durumlar "safe seks" ola­rak adlandırılıyor.

Hangi cinsel ilişki yöntemleri "Safer seks" kapsamındadır?

- Kişiye özel prezervatifle vajinal ya da anal cinsel ilişki. Vajinal ilişkide sperm öldürücü kayganlaştırıcı kremden de önlem olarak ya­rarlanmak.
- Fransız usulü-prezervatifle oral cinsel ilişki
- Vajinaya oral temas
- Dil ile öpüşme

Kişinin "Safer seks" yöntemlerini be­nimsediğini, kendini AlDS'den bu yol­la korumak istediğini belirten bit sembol var mıdır?

Evet. Küçük bir çengelli iğneyi gizli ya da açık taşımak kişinin "Safer seks"e açık olduğunun uluslararası sembolüdür. ABD'de ayrıcı homoseksüeller çek kartı for­munda sarı bir kart taşırlar. Üzerinde "Safer seks" yöntemlerinin yazılı olduğu bu kartın amacı korunmanın unutulmamasıdır.

Enfeksiyon tehlikesinden yüzde yüz uzak kalmak istendiğinde hangi tür yakınlaşmalar mümkün? Yani "Safe seks"i hayata geçirmek nedir?

Okşamak, sarılmak, yarasız cilt yüzeylerini öpmek, öpüşmek, yarasız cilde sürtünmek, karşılıklı elle tatmin (mastürbasyon), vibratör gibi seksüel yardımcıların kullanımı. Bu gereç­ler kişiye özel olmalıdır. Dikkat edilecek temel kural enfeksiyonu taşıyan sperm ya da kanın eşin vücuduna, dolaşım sistemine girişini ön­lemektir.

Yanlızca tehlikeli grupta yer alan ki­şilerle (homoseksüel ya da biseksüel erkekler, uyuşturucu bağımlıları, he­mofili hastaları) cinsel ilişki mi tehli­kelidir?

Hayır. Riskli kişilerle cinsel ilişkide bulunmak­tan çok korunmasız davranmak tehlikelidir. "Safer seks" yöntemleriyle korunulmadan, ya­bancı kişilerle yaşanan cinsel ilişki tehlikelidir.

Taşıyıcı kişinin spermi hastalığı bulaştırıcı mıdır?

Evet. Cinsel ilişki sırasında farkına varılama­yacak küçük yaralardan etkenin kan dolaşımı­na karışması halinde enfeksiyonunun bulaş­ma tehlikesi büyüktür.

Petting tehlikeli midir?

Genelde hayır. Ama bu esnada kişinin kanı ya da sperm sıvısı eşinin kanına karışıyorsa teh­like vardır. Örneğin erkek vajina girişini sür­tünme esnasında zedeliyor, daha sonra sperm sıvısı bu yerle temas ediyorsa.

Kendi kendini tatmin (mastürbasyon) bulaşma tehlikesi taşır mı?

Hayır. Burada temas kişinin kendi vücut salgı­ları iledir. İnsanın kendi kendine bulaştırıcı ol­ması söz konusu değildir.

Taşıyıcı eşin vajinasını dille uyarmak bana mikrobu bulaştırır mı?

Bu konuda kesin konuşmak güç. Vajina salgı­sı sperm sıvısına kıyasla daha az bulaştırıcıdır. Ancak vajinada iltihap ya da adet kanama­sı söz konusu ise enfeksiyonu bulaştırıcılık söz konusudur.

Karşılıklı mastürbasyon zararlı mı­dır?

Temelde hayır. Ancak yaralı elle uygulanan masajda bu ele sperm sıvısının bulaşması ile enfeksiyon tehlikesi doğar.

Taşıyıcı kız arkadaşımın vajinasına parmağımın girişi bana mikrobu bu­laştırır mı?

Ancak parmağınızda açık bir yara söz konusu ise.

Vajinanın dille uyarıldığı durumlarda erkeğin kadına enfeksiyon taşıma olasılığı nedir?

Tükrükte çok az mikrop bulunduğundan tehli­ke azdır. Virüslerin vajina mukozası yarasız da olsa vücuda girebileceği hatırlanmalıdır.

Anal bölgenin dille uyarılmasında en­feksiyon tehlikesi nedir?

AİDS tehlikesi söz konusu değildir. Buna kar­şın dikkatli olunmalıdır. Salmonella ishali gibi barsak enfeksiyon hastalığı kapmak çok ko­laydır. Bu sevişme türünde barsak enfeksiyon­larında tipik bulaştırma yolu olan dışkı-el-ağız yolu çok kısalmıştır

Sık sık dille öpüşmenin tehlikesin­den söz ediliyor. Ne derecede tehli­kelidir?

Tehlikenin derecesini tam olarak saptamak mümkün değil. Tükrükte çok az sıklıkta da ol­sa HIV virüsü bulunduğu belirlenmiştir. Ne ka­dar sert davranışlardan kaçınılırsa da dil kü­çük bir yara alabilir ve bu çizik yoluyla virüs kana karışabilir. Ağızdaki taze yaralar, diş etlerindeki kanamaya eğilimli durumlarda da dikkate alınmalıdır.

Dille öpüşme yoluyla bulaşan bir AİDS vak'ası var mıdır?

Dünya üzerinde bugün bu yolla bulaştığı ola­sılığı üzerinde durulan tek bir vak'a vardır.

Tükrüğün virüse zarar verdiği düşü­nülebilir mi?

Evet. ABD'de ki bilimsel bir araştırma bunu kanıtlamıştır. Deney tüpünde yarım saatte tükrük içindeki AİDS virüsü ölmüştür. Bu tür labo­ratuar deneyleri önemli dayanak noktalarıdır, ama sonuçları derhal canlı organizmalara mal edilemez.

Kocam mesleği gereği sık sık yolcu­luk yapıyor. Benim dışımda başka ki­şilerle de birlikte olduğunu zannedi­yorum. Bana mikrop bulaştırmasın­dan endişe etmekteyim. Ne yapabili­rim?

Sorununuzu eşinizle konuşunuz. Yine de kuş­kularınızı gideremiyorsanız eşinizle korunmalı cinsel ilişki ancak sizi bulaşmadan uzak tuta­caktır.

Çocuklarım büyümekteler. Cinsel yönden aktif olabilecekleri yaşlara ulaştılar. AİDS'den nasıl korunmalı­lar?

Bilmek en iyi korunmadır. Korku ve panik ya­ratmadan onlara AİDS hakkındaki her şey an­latılmalıdır. Çocuklar AİDS'in başlıca iki yolla bulaştığını bilmelidirler: Mikrobu taşıyan kanın ya da sperm sıvısının kan dolaşımına karış­masıyla. Daha büyük olanlar bilmelidir ki, bu­gün artık cinsellik tedbirsizce, düşünmeksizin denenemez. Bu çok tehlikeli bir oyun olur. Eş­le AİDS'i, AİDS'e karşı korunmayı konuşacak ölçüde karşılıklı güven yeniden önem kazan­mıştır. Her iki kişi de daha önceki deneyimleri­ni açıklamalıdır. Kişiler birbirleri için ilklerse bir bulaştırma tehlikesi sözkonusu değildir. (Kişi­lerden birine daha önce kan nakli yapılmış ol­ması veya uyuşturucu bağımlısı olma özelliği kural dışıdır).

Birlikte olmayı düşündüğünüz kişinin hastalığı taşımadığı düşüncesindeyseniz, daha kesin sonuca götürecek bir yol izlemelisiniz. Bu kişi sizle birlikte veya kendisi test yaptırmayı ka­bulleniyor mu? Korunmada önemli bir unsur da kişide sorumluluk duygusunun gelişmiş ol­masıdır. Bu aynı zamanda başkalarına karşı da sorumlu davranmayı beraberinde getire­cektir. Ebeveynler gençler arasındaki ilişkilerin cinsel boyutu olabileceği olasılığı üzerinde du­rarak prezervatif ve kullanımı konusunda onları aydınlatmalıdır.

Kadınlar erkeklerle kıyaslandığında daha çok tehlikede midirler?

Evet. Kadınlar için tehlike heteroseksüel er­keklere kıyasla daha yüksektir. Çünkü enfek­siyonu taşıyan sperm aracılığıyla büyük mik­tarlarda virüs vücuda alınmaktadır.

Virüs kadınlara cinsel ilişki sırasında nasıl bulaşır?

Yeni araştırmalar sağlıklı vajina mukozası yo­luyla da AİDS virüsünün alınabileceğini gös­termiştir. Virüs bu hassas zarı geçerek kan dolaşımına karışabilmektedir. Bugüne kadar yalnızca mukozadaki yaraların bulaşmada tehlike yaratacağı düşünülüyordu. Kadınlar homoseksüel erkeklerde olduğu gibi anal ilişki yoluyla (yunan usulü) veya virüsü taşıyan bir erkeğe oral seks uygularken de (feliatio ya da fransız usulü) mikrop kapabilir­ler.

Adet kanaması döneminde cinsel ilişki kadın için daha tehlikeli midir?

Evet. Adet kanaması, tıpkı kanayan bir yara­nın büyük bulaşma tehlikesi meydana getir­mesi gibi AİDS virüsü HIV için önemli bir giriş kapısıdır. Bu nedenle kanamalı dönemde cinsel ilişkide bulunulacaksa ve eşin virüs taşı­madığından emin değilseniz mutlaka prezer­vatif kullanmasını sağlamalısınız.

Virüs taşıyıcısı bir kadınla adet ka­naması olan dönemde cinsel ilişkide bulunmak erkek için de tehlikeli midir?

Evet. Virüs normal vajina salgısına kıyasla ka­namalı dönemde çok daha yoğun olarak bulu­nacağından risk artar. Adet döneminin bir kaç gün öncesinde ve sonrasında da tehlike yük­sektir. Çünkü bu zaman zarfında da küçük ka­namalı salgılar söz konusudur.

Vajinada iltihabi bir durum varsa er­keğin AİDS kapma tehlikesi artar mı? Vagina iltihabı ile AİDS tehlikesi arasındaki ilişki nedir?

Vajinadaki bir iltihapta akyuvarlar enfeksiyonla mücadele için iltihap odağında toplanmışlar­dır. Vajinal iltihaba ait cerahat bu nedenle pek çok bulaştırıcı mikrop taşır. Bu durumdaki ta­şıyıcı bir kadınla prezervatifsiz cinsel ilişki er­kek için son derece tehlikelidir. Vajinadaki ilti­hap erkeğe de bulaşabilir.

Cinsel ilişki sonrası vajinanın yıkan­masının AİDS ile ilişkisi var mıdır?

Hayır. Bu yıkama işlemine güvenilemez. Bu tür yıkamalarda kullanılmak üzere hazırlanmış özel losyonların mukozaya zarar vererek bu­laşma tehlikesini arttırdığı düşünülmektedir.

Sürekli çok sayıda homoseksüelin AİDS'e yakalandığından söz ediliyor. Homoseksüellik nedir?

Aynı cinsten kişiye cinsel anlamda ilgi duymak homoseksüelliktir.

Homoseksüellik ne ölçüde yaygın­dır?

Konuyla ilgili araştırmalar yetişkin erkeklerin yüzde beş ila onunun homoseksüel olduklarını ortaya koymuştur.

Homoseksüellik nereden kaynaklan­maktadır?

Bazı erkeklerin neden yalnızca bir erkeğe, ba­zı kadınların neden yalnızca bir kadına cinsel ilgi uydukları tam olarak aydınlatılamamıştır. Bu özelliğin kalıtsal olmadığı da bilinmektedir. Kökeninin çocuklukta yaşanan olaylara dayandığı, gençlikte kişiyi homoseksüelliğe yö­nelttiği teorisi de bir varsayımdır.

Homoseksüeller tehlike kaynağı mı­dırlar?

Hayır. Homoseksüellik genelde bir ruhsal bo­zukluğu ifade etmez. Homoseksüeller cinsellik dışındaki alanlarda diğer insanlar gibidirler. Kendileri gibi düşünmeyenler için tehlike oluş­turmazlar.

Travestiler temelde homoseksüel mi­dir?

Hayır. Karşı cinse ait giysileri giymekten hoş­lanan kadın ya da erkeklere bu ad verilir. Bu eğilim temelde homoseksüellikle bağlantılı de­ğildir. Kadınların erkeksi pantalon ve ceket giymeleri sık rastlanılır bir durum olduğundan tepkiyle karşılanmamakta, oysa kadın kılığındaki erkekler derhal göze batmaktadırlar.

Biseksüel ne demektir?

Biseksüeller hem erkek hem de kadınla cinsel ilişkiye girerler. Her iki cinse de ilgi duyarlar.

Yanlız erkekler mi biseksüeldir?

Hayır, bu kavram kadınlar için de geçerlidir.

Ama bugüne kadar biseksüel erkeklerin sayı­sının biseksüel kadınlardan çok olduğu belir­lenmiştir.

Lezbîyenlerin cinsel ilişkileri AİDS açısından daha mı güvenlidir?

Evet. Lezbiyen sevişme yöntemleri olan karşı­lıklı mastürbasyon ve cunnilingus (yalama) yo­luyla bulaşma olmaz. Bir kaç Amerikalı lezbi-yenin yapay döllenmede verilen spermlerle hastalığa yakalandıkları belirlenmiştir. Sado-mazoşist petting yöntemi lezbiyenlerde de ya­ralanmalara yol açarak, kanlarının birbirine karışmasına neden olacağından risklidir. Böy­lelikle kişilerden biri hasta ise kanındaki mikro­bu diğerine bulaştırır.

Prezervatif AİDS'e karşı koruma sağ­lar mı?

Çok büyük ölçüde. Prezervatif kaliteli ise ve doğru kullanılıyorsa AİDS'e karşı büyük korun­ma sağlar. Daha güvenlikli olan yol prezerva­tifle birlikte sperm öldürücü krem ya da "Nono-xinol 9" adlı maddeyi içeren vajinal fitiller kul­lanılmasıdır. Örneğin "Delfen", ya da "Patentex". Nonoxinol 9'un deney tipinde AİDS virü­sünü öldürdüğü belirlenmiştir. Diğer etkili krem ya da fitilleri doktor ya da eczacınız önerebilir.

Kaliteli prezervatiflerin özellikler ne­lerdir?

Prezervatiflerde şu özellikler aranmalıdır: Ambalajlarında üretim veya son kullanım tarihi yer almalıdır.

Prezervatifler en çok üç yıl içinde satılmak kaydıyla üretilirler. Bu süre aşılırsa ince lastik bütünlüğünü kaybeder, bu da koruyuculuğun ortadan kalkması anlamına gelir. Prezervatifler üretim sonrasında elektronik yolla kontrol edilmiş olarak satışa sunulmalı­dırlar. Sağlam, güvenli oluşlarından ancak böyle emin olunulabilir.
Prezervatifler gün ışığından korunacak tarzda ambalajlanmış olmalıdırlar. Işık lastiğin yapısı­nı bozar.

Çıkıntılı, pürüzlü yüzeye sahip prezervatif al­mayınız. Eşinizin vajinası tahriş olabilir. Pre­zervatifi de dikkatsiz kullanıyor iseniz meyda­na gelecek yara size mikrobu bulaştırabilir.

Prezervatiflerin teste tabi tutulmala­rı söz konusu mu?

Evet. Ürün standartları kurumu "test" adlı der­gilerinin Ağustos 1983 sayısında böyle bir tes­ti açıkladı. Bu testte pek çok marka kaliteli ola­rak değerlendirildi: Blausiegel ABC, Blausie-gel Hauchdünn, Fromms Transparent, Lavetra Glyder, R "hauchfein" ve Secura Gold. Yakın bir gelecekte prezervatifler üzerinde EG-DIN ibarelerinin kullanımı gündeme gele­cek. Bu -DİN ibaresini taşıyacak prezervatifler en yüksek kaliteyi ifade edecektir.

İyi kalitede prezervatifler nereden satın alınabilir?

Eczane, parfümeri, süpermarket ile restoran ve umumi tuvaletlerde bulunan prezervatif otomatlarından. Otomatlardaki prezervatifin iyi kalitede olup olmadığına ve ambalajının zede­lenmiş olup olmadığına dikkat edilmelidir. Oto­matlara şişlerle zarar veren, bu arada prezer­vatif ambalajını da birlikte delen, bunu eğlen­ce kabul eden kimseler vardır. Boş ambalaj ışığa tutulduğunda varsa bu küçük delikler farkedilir.

Anal ilişki için özel prezervatifler var mıdır?

Evet. Homoseksüellerin anal ilişkide kullan­maları için oldukça dayanıklı yapıda üretilmiş "Hot Rubbers" denen özel prezervatifler var­dır.

Prezervatif ne zaman kullanılmalıdır?

Ruhsal nedenler gözönünde bulundurularak ön sevişme öncesinde prezervatif yerinde bulunmalıdır. Sevişmeyi doruk noktasında kesin­tiye uğratmamak için bu daha doğru bir yol­dur.

Prezervatif penis tam sertleşmiş hal­deyken mi uygulanır?

Hayır, daha önce Penis kuru olmalıdır.

Prezervatif yerleştirilirken nelere dikkat edilmelidir?

Bu çok ince maddeye tırnakların zarar verme­mesine dikkat edilmelidir. Bazı prezervatifler uç kısımlarında bir rezervuara, depoya sahip­tirler. Bu rezevuara sahip olmayan kondomlar penise yerleştirildiklerinde uç kısmında bir miktar boşluk kalmasına dikkat edilmelidir. Sperm sıvısı boşalma sırasında bu kısma do­lacaktır.

Sperm sıvısı boşaldıktan sonra neye dikkat edilmelidir?

Penis geri çekilirken prezervatif tutulmalıdır. Aksi halde sperm sıvısı prezervatiften dışarı taşacak, korunma gerçekleşmeyecektir.

Hangi kayganlaştırıcılar iyidir?

Yağ içeren maddeler prezervatifle birlikte kul­lanılmamalıdır. Bunlar prezervatifi mikroskopla görülebilecek küçük noktalar şeklinde eriterek korunma görevini bozarlar. Kayganlaştırıcılar suda eriyen maddelerden imal edilmiş olmalı­dır. "Lubricant", "KY", "Femilind" gibi.

Prezervatif iki kez kullanılabilir mi?

Kesinlikle hayır.

Cinsel ilişkide bulunduğum kişi pre­zervatif kullanıyor, aynı zamanda ge­belikten korunmuş sayılır mıyım?

AİDS'e karşı korunma ile gebeliğe karşı ko­runma birbirinden farklıdır. Prezervatif şimdilik sadık bir evlilik veya eş ilişkisi olmayan, seks­ten de vazgeçmek istemeyen kişilerin AİDS'e karşı tek korunma yoludur. İstenmeyen gebe­likleri önlemede prezervatifler örneğin doğum kontrol haplarıyla kıyaslandıklarında güvenilir­likleri açısından ancak üçüncü sırada yer ala­bilmektedir.

Prezervatifle birlikte sperm öldürücü krem kullanmak gebelikten korun­mada etkili midir?

Evet. Bu çift yönlü korunma etkin bir yöntem­dir. Ama yine de doğum kontrol haplarının ye­rini tutacak bir alternatif olduklar söylenemez.

Prezervatif kullanmak istemiyorum. Kendimi korumak için daha başka bir yol yok mu?

Hayır. Prezervatiften vazgeçecekseniz, AİDS mikrobu taşımadığından emin olmadığınız ki­şilerle cinsel ilişkide bulunmaktan da vazgeç­melisiniz.

Diyaframlarda kullanıldığı gibi sperm öldürücü fitillerle, gebeliği önleyici kremler AİDS virüslerine karşı gü­venlik sağlarlar mı?

Tek başına kullanılmaları güvenlik sağlamaz. Sperm öldürücü madde "Nonoxinol 9"un de­ney tüpünde AİDS virüsünü öldürdüğü belirlenmişse de buna tamamen güvenilemez. Vi­rüsün bu madde içinde öleceği sürede vücutta çoktan kana karışmış olabileceği olasılığı göz önünde bulundurulmalıdır. Vajinadaki küçük sıyrıklardan hatta sağlıklı vajina mukozasından, adet kanaması sırasındaki cinsel ilişkide virüs vücuda girişi kolaylıkla gerçekleştirebilir. Ayrıca virüs vajinada kan, sperm gibi vücut sıvılarıyla çevrili olduğundan deney tüpüne kıyasla çok daha uzun süre canlı kalabilir. Prezervatifle birlikte kullanıldı­ğında "Nonoxinol 9" içeren vajinal fitil ve kremler iyi, emniyetli bir korunma yöntemidir. Ayrıntılarıyla düşünüldüğünde güvenliksiz yanları da görülür. Bu maddelerin "Nonoxinol 9" u yeterli konsantrasyonda içermeleri gere­kir. "Patentex" fitil ve "Delfen" kremlerde oldu­ğu gibi.

Vajinal fitil ve kremlerde AİDS virü­sünü öldürücü başka maddeler var mıdır?

Evet. Kayganlıştırıcı kremlerin bazılarında di­ğer bir etkili madde olan benzalkonium klorit bulunur. Ama bu tür kremler Almanya'da satıl­mamaktadır.

Yabancı ülkelerde prezervatifle beraber kul­lanmak üzere sperm öldürücü krem arayanlar "Nonoxinol 9" bulamadıklarında, benzalkonium klorit içeren krem bulmaya çalışmalıdırlar. Fransa, İskandinavya ülkeleri, Kanada ve ABD'de bu kremlerden bulmak mümkündür.


Anal ilişkide AİDS virüsünün öldürü­cü etkisinden yararlanmak için pre­zervatifin yanısıra spermisid (sperm öldürücü) kremlerden yararlanılabilir mi?

Hayır. Virüs öldürücü kabul edilen Nonoxinol 9 ve benzalkoniumklorid vajina için önerilen maddelerdir. Bugüne kadar bu maddelerin barsak duvarını tahriş edip etmedikleri, bu yol­la vücuda girerek zararlı etki yapıp yapmadık­ları aydınlatılamamıştır.

Homoseksüellerin anal ilişkisinde her iki kişi için de tehlike aynı büyüklükte midir?

Hayır. Pasif rolde olan kişi enfeksiyonu taşıya­bilecek sperm sıvısını vücuduna aldığından daha çok tehlikededir.

Kısır bir erkek AİDS taşıyıcısı olabilirmi?

Evet. Vazektomi (kısırlaştırma operasyonu) geçirse bile vücudunda AİDS virüsü bulunan kişi yine hastalığı bulaştırıcıdır. Çünkü virüs sadece spermin kendisinde değil, boşalmayı sağlayan prostat salgısında da bulunmaktadır. Kısırlaştırma işlemi ejakülasyonu gerçekleşti­ren bu sıvıyı ortadan kaldırmaz.


Peep Show kabinlerinde yerler ge­nellikle sperm sıvısıyla kirletilmiş durumda. AİDS'le bir ilgisi var mı?

Hayır. Sperm sıvısı açık bir yarayla temas et­miyorsa bulaşma tehlikesi söz konusu ola­maz.

Çok eşliliğin yaşandığı parti ve klüpler ne ölçüde tehlikelidir?

Prezervatif kullanılmadığı takdirde tehlike bü­yüktür. Bu tür yerlerde pek çok fahişe ve ortak enjektör kullanımı ile hastalık etkenini almış uyuşturucu bağımlısı ile karşılaşılır. Bu yerler aracılığıyla hastalık risk gruplarından halkın diğer kesimlerine yayılma gösterir.

Kendim böyle özel bir klüp kurmayı, buraya AİDS testi negatif olmayan kişileri kabul etmemeyi düşünüyo­rum. Bu bir çözüm sayılabilir mi?

Hayır. Bu görünümsel düzeyde kalmış bir ted­bir olur. Kapıda durup gelenlerin test sonuçları tek tek kontrol edilse de sonuç alınmış olmaz. Çünkü negatif test sonucu kişinin son dört ila altı hafta içinde enfeksiyonu alıp almadığını göstermez. Virüs alındıktan ancak dört ila altı hafta sonra kanda antikor oluşur, yani teste yanıt meydana gelir. Bu nedenle kişiye dört ile altı hafta sonra tekrar test uygulamak ve ara­daki zaman zarfında cinsel ilişkide bulunma­mış olmasını sağlamak gerekir ki, bu kimse için mümkün değildir.

Gazetelerde pozitif test sonuçlu kişi, pozitif test sonuçlu eş arıyor ilanları­na rastlıyorum. AİDS taşıyıcısı iki ki­şi hastalık öncesinde olduğu gibi korunmasız cinsel ilişkide bulunabilirler mi?

Hayır. AİDS taşıyıcıları da prezervatif kullan­malıdırlar. Tehlikeli seks sonucu yeni virüsler vücuda girer. Vücuda giren virüs sayısındaki artış, taşıyıcı olan kişinin hastalığa yakalanma şansını arttırır.

Fahişeler resmi kontrole tabiler. Hastalığı bulaştırma tehlikeleri var mıdır?

Evet. Sağlık Bakanlığının bu kişilere uyguladı­ğı antikor testi bulaşmayı izleyerek en erken dört ila altı hafta sonra sonuç verir. Fahişelerle prezervatifsiz cinsel ilişki rus ruletine benzer. Kadın daha önce birlikte olduğu pek çok kişi­den AİDS virüsünü almış olabilir. Kişilerin ko­runmasız böyle bir tehlikeyi nasıl göze alabil­dikleri, güvenliklerinin olmadığı bir durum için nasıl bunca para harcayabildikleri şaşırtıcıdır. Ayrıca Sağlık Bakanlığı ancak kayıtlı fahişeleri kontrol edebilmektedir. Uyuşturucu sağlamak için gizli fahişelik yapanları kontrol edebilmek mümkün olmamaktadır.

Fahişeler mutlaka prezervatif kullan­dırmalı mıdır?

Kesinlikle. Fahişeler çok sayıda yabancıyla ilişkide bulunduklarından tehlike büyüktür.

Sadomazoşist sevişme alışkanlıkla­rım var. Birlikte olduğum kişinin idra­rınıın ağzıma püskürmesi tehlikeli midir?

Bu yolla bulaşma tehlikesi az olsa bile, bunun enfeksiyon kaynağı olabileceği eşle konuşul­malı, kuşkulu bir durum varsa bu teknik terkedilmelidir.

İç çamaşırı fetişistiyim. Kullanılmış kadın çamaşırları bana hastalığı bu­laştırır mı?

Çamaşırlar kanlı değillerse ve açık yarayla kanlı çamaşırlar temas etmiyorlarsa hayır.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Sosyal Yasamda Aids Bulasmasi

Sosyal Yaşamda Aids Tehlikesi

Boş zamanları değerlendirme, daha çok sağ­lıklı yaşam amacına yöneldi. Pek çok kişi iş sonrası spor yapabilecekleri yerlere, squash merkezlerine, tenis alanlarına, vücut geliştir­me salonlarına, sonrasında ise saunaya gide­rek rahatlamayı yeğliyor. Buralardaki yakın vücut teması ise pek çok spor meraklısının hevesine gölge düşürmekte. Bu yerler AİDS etkeninin kolaylıkla bulaşabileceği yerler mi­dir? AlDS'li oranı yüksek tatil ülkeleri, örneğin Kenya, rezervasyonların iptali ile karşı karşı­yadır. Pek çok turist Afrika'nın balta girmemiş ormanlarında düzenlenen fotosafarilere artık imrenerek bakmıyor. Çünkü tehlikeli maymun türü, ya da sivrisinekler aracılığıyla hastalık kapmaktan korkuyorlar. Kimileri, özellikle ço­cuklu aileler evlerinde besledikleri kedi ve kö­peklerin durumunu da kuşkuyla gözden geçirmekteler. Sık gittikleri restoranın garson ve barmeninden de şüpheliler. Bir hristiyan gele­neği olan "Abendmahl" de düşündürücü bulu­nuyor. Protestanlar bu geleneğe özgü ortak kupadan içki içmek anlayışının devam edip et­memesi gerektiğini soruyorlar.

Kuşku içinde olanlar genellikle kendilerini te­dirgin edenin ne olduğunu da tam olarak bilememekteler. Boş zamanları değerlendirmede keyfimizi kaçıran, bizi kuşkuya iten düşüncele­rin çoğu anlamsızdır. Çok az spor türünde tehlikeye neden olacak kanayan yara meyda­na gelmektedir. Hangi spor türlerini korkusuz­ca yapabileceğimiz, ne zaman tehlikede ola­cağımız konusunda bu bölümde bilgi veril­mektedir.

Halka açık yüzme havuzundan AİDS bulaşabilir mi?

Hayır. Halka açık yüzme havuzları şüphe gö­türmez şekilde dezenfekte edilmektedir. Bu dezenfeksiyon sadece AİDS değil, diğer pek çok daha dirençli hastalık etkeni de gözönünde bulundurularak yapılmaktadır. Kesin olarak emin olmak istiyorsanız havuz sorumlusundan bilgi alınız.

Bu dezenfeksiyon işlemi denetlen­mekte midir?

Evet. Genellikle Sağlık Bakanlığı'na bağlı gö­revlilerce. Bu kişiler düzenli olarak su örnekleri almakta ve gereken kontrolleri yapmaktadırlar. Havuzun dezenfeksiyon işlemlerinin kaydedil­diği bir defterin tutulması da zorunluluktur. Bu defterlerde düzensizlik dikkati çekerse yetkili­ler sıkı denetim uygularlar.

Bütün yüzme havuzları denetlenmek­te midir?

Halka açık, giriş için ücret talep edilen havuz­lar için bu sorunun yanıtı evettir. Özel havuz­lar, örneğin klüplere ait olanlar kontrole tabi değildirler.

Halka açık termal havuzlardan (kap­lıcalardan) AİDS virüsü alınabilir mi?

Hayır. Bu havuzların da diğer halka açık yüz­me havuzlarında olduğu gibi dezenfekte edil­me zorunluluğu vardır. Şüpheleriniz varsa so­rumlu kişiden bilgi alınız.

Sauna ya da buhar banyolarında has­talığın bulaşma tehlikesi var mıdır?

Hayır. Sauna ya da buhar banyolarında ısı vi­rüsü öldürecek güçtedir. 56°C'nin üzerinde HIV (AİDS etkeni) ölür.

Halka açık plajlarda tehlike var mı­dır?

Hayır. Deniz gibi büyük bir su kütlesi olasılığı en aza indirger. Kişi açık yara ile bile denize girse mikropla yarasının temasa gelmesi çok uç bir olasılıktır. Bu nedenle bu durumda an­cak teorik bir tehlikeden söz edilebilir.

Hristiyan geleneği "Abendmahl'de kullanılan çanak virüsü bulaştırıcı olabilirini?

Hayır. Bardak ve yemek takımlarının ortak kullanımından bugüne kadar bulaşma meydana geldiği saptanamamıştır. Ağız yoluyla bula­şabilecek diğer enfeksiyon hastalıklarını önle­mek için protestan kiliselerinde bardağı çevi­rerek içmek ya da çalkalayıp içmek anlayışı gelişmiştir. AİDS tehlikesinden söz edilemez.

Ev hayvanları AİDS taşıyıcısı olabilir­ler mi?

Hayır. Bugüne kadar kendiliğinden ya da de­neysel amaçla ev hayvanlarına insan için son derece tehlikeli olan AİDS virüsünü bulaştır­mak mümkün olmamıştır. Virüs, diğer canlılar­da değil, insan vücudunda yaşayabilmektedir.

Modern hava taşımacılığı geliştikten sonra hastalık etkenlerinin daha ça­buk yayılma gösterdiğinden söz edili­yor. Jetlerde bulaşma kaynakları var mı?

Hayır. Özellikle tatil amacıyla uçmak sosyal temas olanaklarını arttırıyor. İnsanlar birbirle­riyle konuşuyorlar, el sıkışıyorlar, ya da birbiri­nin yanağına öpücük konduruyorlar. Birlikte yemek yeniliyor, belki de aynı bardaktan içili­yor, tuvalete gidiliyor, aynı kulaklık kullanılıyor. Bunları hiçbirisi tehlikeli değil. Ama uçaktaki komşunuzla tatil yerine ulaştığınızda korun­masız birlikte gecelemek elbette riskli.

AİDS etkeni bütün dünyaya yayılmış durumda mıdır?

Normal seyahat trafiğiyle ulaşılabilen bütün ül­kelerde AİDS'e rastlanmaktadır. Ama hastalık değişik yerlerde değişik sıklıkta karşımıza çık­maktadır.

Hangi ülkelerde HIV adlı virüse daha sık rastlanmaktadır?

Amerika Birleşik Devletleri'nde, Karayibler ve Afrika'nın Kenya, Zaire ve Uganda gibi ülkele­rinde pek çok insanın bu virüsü taşıdığı bilin­mektedir. Bu nedenle merkezi Afrika'da olan bir AİDS kuşağından sözedilmektedir. Avru­pa'da da adı ve cilt rengi dışında tanımadıkları kişilerle cinsel ilişkide bulunanlar tehlikededir­ler.

Asya ve Doğu Avrupa ülkelerinde du­rum nasıldır?

Doğu Avrupa ülkelerinden bugüne kadar çok ender enfeksiyon hastalıkları ve diğer hasta­lıklar konusunda bildirimde bulunulmuştur. Mart 1987 ortalarına kadar Doğu Almanya'da HIV taşıyan 14 kişi bildirilmiştir. Yakın ve uzak doğuda görülen belli ölçüdeki yayılmanın da­ha çok bu ülkelere ulaşan ABD etiketli kan konserveleri yoluyla olduğu düşünülmektedir.

Bu kanlar ve ürünleri test yapılmayan döneme aittir. Buna karşın İsrail, Mısır, Türkiye gibi yakın doğu ülkeleriyle, Taylan, Seylan, Hindistan, Malezya gibi uzakdoğu ülkelerine yapılacak tatillerde bu ülke insanlarıyla kurulacak yakın ilişkilere dikkat edilmelidir.

AİDS'e sık rastlanan ülkelerde iç ra­hatlığıyla tatil yapılabilir mi? Örneğin Kenya'da safari yapmak nasıl bir dü­şünce?

Bu ülkelerde tatil yapılabilir. Gidilen ülkelerde yeni tanışılan kişilerle veya seyahat grubun­dan yeni tanıştığımız kişilerle korunmasız cin­sel ilişkide bulunmanız tehlike getirir. Safari­den veya bir deniz kenarı tatilinin vereceği ke­yiften AİDS korkusu nedeniyle fedakarlıkta bu­lunmak gereksizdir.

Tropikal ülkelerde ya da Afrika'da bir tatil düşünülüyor. Sivrisinek ya da di­ğer sokan hayvanlar virüsü taşırlar mı?

Hayır. Bugüne kadar sivrisinek sokmasıyla AİDS'e yakalanan insana rastlanmamıştır. Bu "sivrisinek teorisi"ne karşı tek kanıt değildir. Amerika'da geniş bataklık alanları, dolayısıyla binlerce sivrisineğin yaşadığı bölgeler vardır.

Örneğin Florida. Hastalık sivrisinekler aracılı­ğıyla taşınıyor olsaydı, buralarda sivrisinekler tarafından en çok ısırılanların, örneğin çocuk­ların hasta olmaları gerekirdi. Ama durum böyle değil. ABD'nin diğer eyaletlerinde oldu­ğu gibi Florida'da da sekiz yıldan bu yana özellikle homoseksüeller, ilaç bağımlıları ve kan nakli yapılanlar bu hastalığa yakalanmak-talar. Nedeni ise bu virüsün insan kan ve sperminde çoğalması, sivrisinek gibi daha ba­sit canlı türlerinin kanlarında çoğalamaması.

Yeşil maymun tarafından ısırılmam tehlike doğurur mu?

Hayır. Bu maymun türünün virüsün insanlara bulaşmasına aracılık ettiği başlangıçta sözü edilen bir şüpheydi. Kanıtlanmamıştır. AİDS etkeni HIV yanlızca insan vücut sıvılarında ve­ya laboratuar koşullarında benzeri bir ortam sağlandığında üremektedir.

Hobi olarak futbol oynuyorum. Büyük turnuvalarda takımlar arasında for­ma değiştirmek bir gelenek. Tedir­ginlik duymakta haklı mıyım?

Hayır. Sorun yaratacak bir durum yoktur. Ter yoluyla bulaşma olmaz. Forma değiştirme zevkinden kendinizi mahrum etmeyin.

Spor sonrası ortak duş kullanmak, suların sıçraması bulaşma tehlikesi­ni beraberinde getirir mi?

Kesinlikle hayır. Duş temiz değilse ayak man­tarı kapabilirsiniz belki; ama AİDS değil. Ter bulaştırıcı değildir, üstelik sağlıklı deri yoluyla virüs vücuda giremez Biri ağzını suyla doldu­rup üzerinize püskürterek şakalaşsa bile tedir­gin olmanız gerekmez.

Boks karşılaşmalarında önemli yara­lanmalar olabiliyor, genellikle rakibin teri yüzünüze sıçrayabiliyor. Tehlike­li midir?

Tehlike büyük olmamakla birlikte gözardı da edilmemelidir. Her iki boksörde kanamalı yara meydana gelmiş ve yaraları birbirleriyle temas etmişse enfeksiyon meydana gelmiş olabilir. Elbette söz konusu iki kişiden biri AİDS virüsü taşıyorsa

Vücut geliştirme salonunda spor ya­pıyorum. Çalışırken ter adeta akıyor. Mikrop bulaşabilir mi?

Hayır. Ter enfeksiyon kaynağı değildir. Virüs yalnızca vücut sıvılarında yaşayabildiğinden, sentetik deri kaplı bir oturma yeri veya aletin sentetik deri kaplı kolu bulaştırıcı olamaz.

Solariumda bulaşma olur mu?

Hayır, bir tehlike söz konusu değildir. İki yön­den aynı anda bronzlaştıran sandviç solarium aletlerinde sizin için yeni yayılmış bir folyo üzerine yatmaya dikkat edin. Böylelikle kendi­nizi diğer bulaşıcı hastalık etkenlerinden, -Süpüratif bakterilerden korumuş olursunuz.

Kendime plajda güneşlenmek için hasır kiralıyorum. Tehlikeli mi?

AİDS açısından tehlikeli değil. Yine de hijyenik nedenlerle tedbir olarak kendi havlunuzu hası­rın üstüne seriniz.

Çıplaklar kampı üyelerinin özel bir önlem almaları gerekir mi?

Çıplaklığı yeğleyen kişilerin özel bir tedirginlik duymalarına gerek yoktur. Diğerleriyle birlikte plajda diledikleri biçimde bulunmalarına engel bir durum sözkonusu değildir. Mayolu yüzücü­ler için geçerli olan kurallar geçerlidir onlar için de: Yanlızca cinsel ilişki, uyuşturucu bağımlı­larının mikroplu enjektörlerini ortak kullanım hastalık tehlikesi taşır. Çıplak denize girmeyi yeğlemenin AİDS'le ilişkisi yoktur.

Virüsü taşıyan kişiye ait havluyu kullanmak bulaştırıcı mıdır?

Hayır. AİDS virüsleri vücut dışı ortamda çabu­cak ölürler. Canlı virüslerin sağlam deriye te­masları da bulaşma meydana getirmez. Yara­sız, sağlıklı cilt virüsler için prezervatiften de daha az geçirgendir.

Restoranda homoseksüel bir aşçı ça­lışıyor. Bulaştırıcı olacağından kork-mam doğru mudur?

Hayır. Homoseksüel olan her kişi AİDS hasta­sı demek değildir. Homo ya da heteroseksüel AİDS taşıyıcısı bir aşçının bulaştırıcı kabul edilip edilmeyeceği uzmanlar tarafından tartı­şılmaktadır. Alman Bulaşıcı Hastalıklar Kanunu'nda bir aşçının hangi sağlık nedenleri ile çalışmasının yasaklanacağı belirtilmiştir. HIV enfeksiyonu bugüne kadar çalışma izninin ip­taline neden olmamıştır.

Grubumuzda aynı kadehten içki içme alışkanlığı var. Kadeh elden ele dola­şıyor ve herkes birbiri ardına aynı ka­dehten 'içki içiyor. Bu alışkanlık AİDS'e karşın sürdürülebilir mi?

Evet. AİDS bu alışkanlığı terketmek için bir neden değil. Aynı bardağı kullanmak bulaştırı­cı değildir.

Umuma açık tuvaletler enfeksiyon kaynağı mıdır?

Hayır. AİDS hastalığının bulaşma yolları, tifo, paratifo gibi bağırsak enfeksiyonlarının bulaş­ma yollarına benzemez. Tuvalette kapı kolları­na, klozet kapaklarına, lavabo kenarlarına do­kunmakla AİDS enfeksiyonu bulaşmaz.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

İsyerinde Aids Tehlikesi

İşyerinde Aids Tehlikesi

AİDS'e çalıştığımız işyerinde de yakalanabilir-miyiz? Bu soru bilinçli işyeri sorumlularını dü­şündürmektedir. Aynı zamanda iş arkadaşları­nı seçme konumunda olmayan işçileri de dü­şündürmektedir. Salgına karşı duyulan korku işyerindeki yaşamı zorlaştırmıştır. Bir homo­seksüel işyerindeki şef ve işçi temsilcileri tara­fından kendisinden negatif sonuçlu antikor testi istenmesini çalışma sözleşmesine aykırı bularak Münih İş Mahkemesi'ne başvurmuş­tur.

Meslek grupları içinde tıp mensupları dışında AİDS tehdidi altında olanlar oldukça azdır.

Mesleğim gereği pek çok insanla el sıkışıyorum. AİDS yüzünden davranı­şımı değiştirmem gerekir mi?

Hayır. Ellerin teması ile tehlike size ulaşamaz. Terde bugüne kadar virüse rastlanamamıştır. Virüs deri yoluyla salgılanmaz ve deri tema­sıyla da etken kana ulaşamaz. Bu nedenle terli de olsa size dokunan el zararlı olamaz.

Güzellik uzmanıyım. Müşterilerimin manikürleri ya da cilt bakımı ile uğ­raşırken bazı küçük kanamalarla kar­şılaşıyorum. AİDS tehlikesi ile karşı karşıya mıyım?

Sizin cildinizde yara yoksa tehlikede değilsi­niz. Ellerinizde taze, kapanmamış yara varsa eldiven kullanmalısınız. Ellerinizde yara olma­sa bile kan elinize bulaştığında etil alkol ya da klor içeren bir dezenfeksiyon maddesi kullan­malısınız. Etkili dezenfeksiyon maddelerinin piyasadaki adlarını sağlık kurumları ve ecza­nelerden öğrenebilirsiniz.

AİDS virüsünü almış kişi otomatikman işgücünü kaybetmiş kabul edil­mekte midir?

Hayır. Virüs taşıyıcı kişi hastalanmadıkça ça­lışmaması için bir neden yoktur. Bu süre on yıl yada daha uzun sürebilir.

İş arkadaşım tükrüklerini saçar tarz­da konuşuyor. Tedirgin olmam gere­kir mi?

Hayır. Tükrük damlacıklarının sıçraması ile bulaşma söz konusu olamaz. Yine bu kişi ile öpüşmek, yanağınızı öpmesi de sorun teşkil etmeyecektir. AlDS'li bir iş arkadaşından mik­robu alabilmenin yolu aynıdır: Bu kişi ile ko­runmasız cinsel ilişkide bulunmak ya da ortak enjektör kullanmak.

Birlikte kullanılan telefon yoluyla bu virüs bulaşabilir mi?

Hayır. Virüsü taşıyan kişi ile aynı eşyaları, te­lefon ahizesini kullanmak sorun yaratmaz. Ay­nı eşyaları kullanmak temas yoluyla enfeksi­yonu, aynı ahizeyi kullanmak damlacık enfek­siyonunu doğurabilir. Bu bulaşma yolları AİDS virüsü için geçerli değildir.

Tuvaletlerin temizliğinde görevliyim. Kullanılmış prezervatiflerin ortadan kaldırılması da benim görevim. AİDS'in işim esnasında bana bulaş­ma riski nedir?

Lastik eldiven kullanıyorsanız tehlikede değil­siniz. Eldiven kullanmayan tuvalet temizlikçile­ri AlDS'den çok dışkı yoluyla bulaşabilecek diğer hastalıklara yakalanma tehlikesi ile karşı karşıyadırlar. Bu nedenle mutlaka eldiven kul­lanılmalıdır. Elde yara varsa eldiven kullanımı zorunluluktur.

Hayvan satışı yaptığım dükkanımda diğer maymun türlerinin yanında "ye­şil maymun" denilen türü de bulun­durmaktayım. Ben ya da müşterile­rimden biri sözünü ettiğim hayvan ta­rafından ısırılırsak virüs alma tehli­kesi var mıdır?

Hayır. Başlangıçta bu varsayım AİDS araştır­malarında büyük rol oynamış ve oldukça san­sasyon yaratmıştı. Ama kanıtlanamamıştır. Yeni araştırmalar bu maymun türünde bulu­nan virüsün insanda immün yetersizliğine ne­den olan hastalık etkeni ile aynı özellikleri ta­şımadığını belirlemiştir. Bu maymun türünde bulunan virüs retrovirüs ailesinin bir üyesidir. Almanya'da bu maymun türü tarafından ışın­lan daha sonra teste tabii tutulan pek çok Al­man vatandaşında AİDS virüsüne rastlanamamıştır.

Müdahalede bulunduğunuz müşteri­nizin cildinde akne veya başka bo­zukluklar var. Bulaşma tehlikesi söz konusu mu?

Evet. Sağlam deri korunma görevini yerine getirir. Elinizde taze yara, çatlak, çizik varsa çalışmamalısınız. Buna rağmen çalıştınız ve kandan kana temas oluştuysa yarayı alkol ya da klor içeren bir dezenfeksiyon maddesi ile dezenfekte ediniz.

AİDS virüsü taşıyıcısı ya da hastası olan bir kişiye masaj uygulayan ma­sör tehlikede midir?

Hayır. Derinin deriye teması bulaştırma tehli­kesi taşımaz.

Öğlenleri kantinde yiyorum. Varsaya­lım ki orada taşıyıcı bir kişi yemek hazırlıyor veya servis yapıyor. Tehli­kede miyim?

Hayır, AİDS virüsü gıdalar yoluyla vücuda alınmaz. Virüs pişirme için gereken yüksek ısıya dayanamaz. Salatadan, ekmeğe soğuk yiyeceklerden, garson beceriksizce parmağını tabağa daldırsa bile endişe etmeye gerek yok­tur. Virüs kan ve sperm sıvısı içinde yuvalanmadıkça çok çabuk ölmektedir. Bu yolla alınacak virüs sayısı hastalığın bulaşmasına yet­meyecektir. Salata sosu içindeki sirke de virü­sü zarara uğratan bir maddedir.

Bu açıklamalarınız bardak, çatal, ka­şık, bıçak için de geçerli midir?

Evet.

Kış solunum yolu enfeksiyonlarının arttığı bir mevsim. Pek çok kişi toplu ulaşım araçlarında aksırıyor, öksürüyor. AİDS tehlikesi var mı?

Kesinlikle hayır. Hapşırma, yani damlacık en­feksiyonu yoluyla nezle, grip veya diğer solu­num yolu enfeksiyonu etkenleri bulaşabilir. Ama AİDS etkeni bu yolla bulaşamaz. AİDS bir damlacık enfeksiyonu değildir.

Otelde odaların temizliği ile görevli hizmetçiyim. Sperm ya da kan lekeli çarşafları da değiştirmekteyim. Nele­re dikkat etmem gerekir? Tehlikede miyim?

Hayır. Deri teması yoluyla etken vücuda gire­mez. Cinsel ilişki, ya da kanların birbirine ka­rışması yoluyla mikrobu almak söz konusudur. AİDS etkeni HIV insan vücudu dışındaki ortamda hızla ölmektedir. Otel personeli ancak yatak takımları üzerinde bulunan taze kan ya­da sperm sıvısına açık yara bulunan ellerle dokunurlarsa tehlikededirler. Bu açıklamalara karşın yine de huzursuzsanız eldiven kullan­malısınız.

İşyerinde çok kirleniyor ve duş al­mak zorunda kalıyorum. Ortak kulla­nılan duş hastalığı bulaştırabilir mi?

Hayır. Terde bugüne kadar AİDS etkenine rastlanamamıştır. Suyla akıp giden virüs ça­bucak ölür, üstelik AİDS etkeni sabun gibi te­mizlik maddelerine karşı da oldukça dayanık­sızdır. Duşta vücut bol basınçlı bir suyla yı­kandığından herhangi bir virüsün vücuda giriş şansı olamaz. Ama örneğin bu yolla ayak mantarı kapmak hiç de güç değildir.

Kapı kolları bulaştırma kaynağı ola­rak kabul edilmekte midir?

Hayır. Taşıyıcı kişilerle aynı eşyalara dokun­mak bulaşma tehlikesi doğurmaz.

Bir ölü var. Polis bilgi merkezi kişinin homoseksüel çevreden olduğunu, AİDS şüphesi taşıdığını bildiriyor. Böyle bîr durumda görevli polis ken­dini korumak için özel tedbirler al­malı mıdır?

Ölü kişiye dokunmak söz konusu değilse tehli­keden bahsedilemez. AİDS virüsü hava yoluy­la taşınan bir virüs değildir. Ölü kan ve sperm­le lekelenmiş durumda ise polisler ölüye doku­nurlarken eldiven kullanmalıdırlar.

Yabancı bir ölüye dokunmak zorunda kaldığımızda nasıl korunmalıyız?

Yabancı ölülere mutlaka tek kullanımlık eldi­ven ile dokunulmalıdır.

AİDS hastalığından ölenlere dokun­mak gerekirse daha başka hangi ön­lemlere başvurmak gerekir?

Diğer önlemler her eyalet sağlık bakanlığınca belirlenmiştir. Bulunduğunuz yerdeki sağlık bakanlığına ait örgütlerden bilgi alınabilir.

Gardiyanım. Taşıyıcı bir tutuklu tara­fından ısırılmaktan korkuyorum. Böy­le bir durumda hastalığı alabilirmiyim?

Kanamaya neden olacak bir ısırma sözkonusu olsa bile tehlike oldukça azdır. Çünkü tükrükte çok az virüs bulunur, kişiyi enfekte etmeye yetmeyecek bir miktardır bu. Güvencede ol­mak için yarayı derhal dezenfekte ediniz. Bu­güne kadar kesinlikle ısırma yoluyla hastalığın bulaştığı bir vaka bildirilmemiştir.

Hemşire ve laborantlar sürekli kanla uğraşmaktalar. AİDS tehlikesi bu ki­şiler için büyük müdür?

Bu kişiler sadece AİDS tehlikesi ile değil, bula­şıcı karaciğer enfeksiyonlarından B-Hepatit ve Non A Non B Hepatit tehlikesi ile de karşı karşıyadırlar. Bu hastalıklar da kan yoluyla bulaş­maktadırlar.

Hemşire ve laborantlar bulaşma teh­likesinden nasıl korunurlar?

Bu meslekte olanların öncelikle el bakımlarına özen göstermeleri, ellerinde yırtık, çizik ve di­ğer yaraların bulunmamasına dikkat etmeleri gerekir. Enfekte kanla temas meydana geldi­ğinde AİDS etkeni bu yaralar aracılığıyla vücüda girer. Kanamalı işlemlerde mutlaka eldi­ven kullanılmalıdır. Kendilerine koruma ile ilgili verilen ayrıntılı talimatları uyguladıklarında bu kişiler güvenliktedirler.

Bir doktor ya da hemşire taşıyıcı ki­şide kullanılmış enjektör iğnesi ile yaralandılar. Tehlike ne ölçüdedir?

Her ne kadar Amerika ve Avrupa'da yapılan araştırmalar bu durumun korkulduğu ölçüde olmadığını göstermişse de enfeksiyon tehlike­si elbette vardır.
AİDS taşıyıcısına ait enjektör eline batan bini aşkın doktor, hemşire, hastabakıcıdan yedisi­ne mikrobun bulaştığı belirlenmiştir. Bu yedi kişi enjektörle tek bir kez değil, birkaç gün içinde birden fazla kez yaralanmışlardır. İçle­rinden İngiliz bir hemşirenin öyküsü oldukça trajiktir:
AİDS hastasından kan örneği almakta olan hemşire enjektörün ucunun elini yaralaması­nın verdiği şaşkınlıkla enjektördeki mikroplu kanın tümünü kendine şırıngalamıştır.

Enfekte bir iğne ile yaralandım. Ne yapmam gerekli?

Derhal yarayı kanatmalı ve uygun dezenfeksiyon maddeleri ile dezenfekte etmelisiniz.

Tıp personelinin görev esnasında al­dığı AİDS enfeksiyonu meslek hasta­lığı olarak kabul edilir mi?

Evet. Sağlık meslek sendikaları bulaşma olayı mesleğin uygulanması esnasında meydana geldiğinde AİDS'i meslek hastalığı olarak ka­bul etmektedirler. Örneğin enfekte iğne ile ya­ralanma.

Böyle bir durumla karşılaştığınızda derhal an­tikor testi yaptırarak olay gününe kadar enfek­siyonu almamış olduğunuzu belirletiniz ve der­hal durumdan sağlık meslek sendikanızı ha­berdar ediniz.

Altı hafta sonra antikor testini yineleterek, en­feksiyonu kanıtlayacak antikorların oluşup oluşmadığı kontrol edilmelidir. Bu test negatif sonuç vermişse olaydan üç ay ve altı ay sonra da test yinelenmelidir. Ancak böylelikle bulaş­manın sözkonusu olup olmadığı kesinlik kaza­nır.

AİDS hastası evde bakılıyor. Hasta­bakıcı tehlikede midir?

Yıkama, besleme, derece ölçme gibi normal el temasını gerektiren işlerde hayır. Hastabakıcı­nın kan alması ya da iğne yapması gerekiyor­sa, kullandığı iğne ile kendini yaralamamaya çok özen göstermesi gerekir. Daha titiz dav­ranmak isteyen kişiler düzenli olarak ellerini alkollü dezenfeksiyon maddeleri veya Sagrotanla yıkayabilirler. Hasta otokontrolünü yitir­miş durumda ise, idrar yapma ve dışkılamasını kontrol edemiyorsa bakıcı yatak takımlarını değiştirirken eldiven kullanmalıdır.

Ebeyim. Doğum esnasında amnion sı­vısı, kan, dışkı gibi pek çok vücut salgısı ile temastayım. Kendimi nasıl korumalıyım?

Her şartta eldiven kullanmalısınız. Almanya'da henüz oldukça az AlDS'li hamile var. San Francisco'da ise durum bunun tersi. Orada ebe ve yardımcı doğum personeli pozitif test sonucu ile doğumhaneye gelen anne adayı için özel tedbirler almakta. Profesör Moses Grossmann Münih'te yapılan bir kongrede bu doğum personelinin kendilerini ağız maskesi, eldiven ve kan sıçramasını önlemek için göz­lük kullanarak koruduklarını anlatmıştır.

Diş teknisyeniyim. Taşıyıcı bir kişi­den alınmış ölçüden hazırlanan mo­del üzerinde çalışıyorken tehlikede miyim?

Çalışmaya başlamadan önce ölçüyü suyla iyi­ce yıkıyorsanız içiniz rahat olabilir.

İlkyardım elemanıyım. Sık sık sun'i solunum yaptırıyorum. Kendimi nasıl koruyabilirim?

Ağızdan ağıza doğrudan sun'i solunum uygu­lanmamalıdır. Kendi dudaklarınızla baygın ki­şinin ağzı arasında steril bir pet, yoksa kendi mendilinizi koyunuz. Böylelikle taşıyıcı kişinin tükrüğünün size temasını önleyebilirsiniz. Tehlike oldukça azalır. Yaralı kişinin ağzından kan gelmedikçe, sun'i solunum yaptırdığı için AİDS virüsü almış kişiye henüz ratlanmamıştır.

Suni solunum yaptırırken dudağımda sıyrık veya çizik varsa tehlike artar mı?

Evet. Özellikle yaralının ağzından kan geliyor­sa, kandan kana bulaşma söz konusu olabilir. Bu durumda doğrudan teması önlemek için solunum cihazından yararlanılmalıdır.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Aids Cinsel Hastalik Midir

Aids Cinsel Hastalık Mıdır?

AİDS bir cinsel hastalık mıdır?


Hayır. AİDS veneryen hastalıklardan sitiliz ve belsoğukluğu gibi cinsel ilişki ile bulaşmakla birlikte cinsel ilişki yolu dışında da bulaşabilen bir hastalıktır. Sözedildiği gibi kullanılmış en­jektörler ve kan ürünleri yoluyla. Batı Almanya'da cinsel hastalıklarla mücadele için 23 Temmuz 1957'de çıkarılan kanun şu dört hastalığı veneryen hastalık olarak kabul etmektedir: Sitiliz, belsoğukluğu (gonore), ulcus molle (yumuşak şankr), veneryen lenf çı­banı, lenfgranüloma venereum ya da inguinale). Cinsel ilişki yoluyla taşınan diğer hastalık­lar 'cinsel ilişki ile taşınan hastalıklar" adını al­maktadırlar. Bunlar mantar enfeksiyonları, trikomonaslar, B-Hepatit, genital herpes, klamidyalar ve en son olarak da AlDS'dir.

AİDS bir salgın mıdır?

Evet. Salgın bilimsel olarak çok net bir tanım değildir, daha çok tarihsel bir kavramdır. Bir­denbire çok sayıda insan ağır bulaşıcı bir has­talığın pençesine düşerse salgından söz edilir.

AİDS bir pandemi midir?

Evet. Bulaşıcı hastalık ülkeden ülkeye, bir kı­tadan diğerine yayılıyorsa pandemiden sözedilir. Örneğin grip de pandemi yaratabilir.

Hasta olan kişilerin sayısı Alman­ya'da nasıl belirlenmektedir?

Doktorlar hasta kişileri Sağlık Bakanlığı'nın ta­limatı üzerine Berlin'deki Sağlık Bakanlığı'na ait merkeze bildirmek zorundadırlar. Hasta ki­şilerin değişik zamanlarda değişik yerlerdeki hekimlere başvurmaları sözkonusu olabilece­ğinden rakamlar istatistiklere yanlış yansıya-bilmektedir. Yine de aşağı yukarı anlamlı ka­bul edilecek bir istatistik elimizde bulunmakta­dır.

Almanya'da enfekte olmuş kişi sayı­sından çıkarılacak sonuç nedir?

Bugün hastalık tablosu içinde olan kişiler orta­lama sekiz ila on yıl önce mikrobu almış kişilerdir. Hastalığa yakalananların sayısı on ila onbeş yıl önceye gidildiğinde Almanya'daki or­talama AİDS enfeksiyonu oranını yansıtmak­tadır. İleriki yıllarda hastalananların sayısında kuvvetli bir artış beklenmektedir. Bugünkü en­feksiyon oranı kendisini beş ila on yıl sonra belli edecektir. Burada önemli olan hasta sayı­sının kendini ikiye katladığı süredir. Bu süre başlangıçta birkaç ay iken yarım yıla kadar yükselmiş, 1990 Aralığı'nda oniki aya kadar yükselen bir artış göstermiştir. Bu yavaşlama­nın sürmesini ummaktayız.

Hastalıkla mücadelenin başarılı oldu­ğunu varsayalım. Bu sonuç istatistik­lere ne zaman yansır?

En erken beş ile on yıl sonra. AİDS'e yakala­nanların sayısında bir azalma olup olmadığı istatistiklere yansıyabilir.

İki katına çıkış süresinin önemi ne­dir?

Bu süre salgın bir hastalıkta hastalığa ilk ya­kalananların sayısının iki katı artış gösterince-ye kadar geçen zamandır. Salgının hangi hız­la yayıldığını ifade eden bir ölçüdür. AİDS için bu süre başlangıçta bir kaç aydı, çünkü hasta olanların sayısı oldukça azdı. 1986 Ekim'inde hastalığın on ayda iki misli artış gösterdiği saptandı.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Aids Hastaligi Hakkinda Bilgiler

AIDS Nedir, Aids Hastalığı Hakkında Bilgiler

Yeni bir immün yetersizlik tablosu olan AİDS herkesi öğrenmeye zorluyor: HIV, LAV, HTLV III, antikor, pozitiflik testi, bulaştırma, pozitif, ARC, LAS... Bilim böyle pek çok tanım üreti­yor, basın ise kamuya iletiyor. Bu kavramların çoğu insanlara yabancı
Bilmek AlDS'den korunmanın en etkin yön­temi, bizi gereksiz korku, gereksiz tedbirlerden koruyacak bir yöntem.

AIDS İngilizce bir kısaltmadır. Açık şekliyle anlamı "kazanılmış (yani doğumsal olmayan) bağışıklık yetmezliği"dir. Bu tıp terimini oluş­turan harflerin tek tek anlamı ise: Acquired (kazanılmış) İmmune Defiency (bağışıklık yet­mezliği) Syndrome (sendrom aynı anda baş gösteren hastalık belirtileri grubu). AİDS kı­saltması bütün sözlüklere alındığından, yayın­ların tümünde tek bir sözcükmüş gibi büyük harfli bu kısaltma kullanılmaktadır.

AIDS ne türde bir hastalıktır?

AİDS bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Vi­rüsler aracılığıyla bulaşmakta, bu virüsler be­lirli hücreleri tutmakta ve onları zarara uğrat­maktadırlar. Bu etki vücut savunma gücü tah­rip olana dek sürmektedir. İmmün sistem vü­cudun kendisini hastalık etkenlerine karşı sa­vunduğu sisteme verilen addır.

İmmün sistem nasıl çalışır?

Akyuvarlardan bir grup, sürekli olarak vücudu temasda bulunduğu yabancı maddelere, man­tar, tek hücreli ve virüs gibi mikroorganizmala­ra karşı kontrolde tutar. Bu akyuvarlar T-, ve B-Lenfositler adını taşımaktadırlar. Kemik ili­ğinde üretilen bu hücreleri, savunma hücreleri ya da immün hücreler olarak adlandırabiliriz.

Bunlar hastalık etkeni ile karşılaştıklarında çok özel yöntemlerle hastalık etkenini yok edecek savunma cisimleri ve katil hücreler oluşturur­lar. Bir anahtarın kilide uyması gibi son derece özgün biçimde çalışan bu hücreler hedef al­dıkları yabancı maddelere saldırıp onları öldü­rürler. Bu savunma maddeleri kanda antikor adı altında dolaşırlar. Interlökin ve interferon adlı kimyasal maddeler ise vücudun savunma gücünü arttırırlar. Savunma sisteminin bütünü zincirleme bir işleyiş içindedir. Etkene karşı savaş başarıya ulaştığında vücut normal işle­yişine geri döner. Ama geriye etkenle müca­delenin izlerini taşıyan bir hücre grubu kalır ki bu hücre grubu aynı etken tekrar vücudu girdi­ğinde derhal aynı savunma gücünü ortaya ko­yar.

Bu karmaşık işleyiş T-Lenfositlerin bir alt gru­bunu oluşturan T-Yardımcı hücreleri ya da T4 hücreleri adı verilen hücreler tarafından yöne­tilirler. Çok yönlü savunma sistemi bu yönlen­dirici güç olmadan kumanda edilmeyen bir it­faiye ekibine benzer. T-Yardımcı hücreleri ay­nı zamanda savunma sisteminin normale dö­nüşünden de sorumludur. T-supresor hücrele­ri ya da T8 hücreleri adındaki diğer T lenfosit­ler de savunma sisteminin gerektiği yerde frenlenmesine yardımcı olurlar.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Aids Hastaliginin Etkeni

Aids Hastalığının Etkeni, Aids Ne Zaman Ortaya Çıkar

AIDS hastalığının etkeni tanınıyor mu?

Evet. AİDS hastalarından özel bir virüs türü olan retrovirüsler izole edilmiştir. Bütün virüs­ler gibi retrovirüsler de kendi özümleme yete­nekleri olmadığından yalnız canlı organizma­larda çoğalabilmektedirler. 1980 yılına kadar bilim adamları retrovirüslere insanda değil, yalnız hayvanlarda rastlandığını düşünmek­teydiler.

AIDS etkeni vücutta neler yapıyor?

Virüs; öncelikle vücut savunma sisteminin ku­manda merkezini oluşturan, vücuda giren ya­bancı cismi yok etmeye yönelik T-hücrelerine ve makrofajlara musallat olur. Makrofajlar has­talık etkenini ya da onun bir kısmını içlerine alarak sindirebilmektedir. AİDS etkenini bu denli tehlikeli kılan immün sistemi kör topal bı­rakıp görevini yerine getiremez hale koyması­dır. Virüsün sinsi bir özelliği de insan beyninin hastalık etkenlerinden koruyan engeli kolaylık­la aşmasıdır. Böylelikle beyin hücreleri zarara uğrar. Bu hücrelere yerleşen virüs, onların ge­netik özelliklerini de bozarak ürer ve normal fonksiyonlarını yerine getirmelerine engel olur.

AIDS etkeninin adı nedir?

HIV. Daha önce LAV ve HTLV III gibi isimler kullanılmışsa da Dünya Sağlık Örgütü WHO tarafından Cenevre'de bu isimde karar kılın­mıştır. HIV İngilizcede bir kısaltmadır. Açık ya­zılışı olan Human-lmmuno Deficiency-Virus, insan immün sistemini tahrip edici virüs olarak da türkçeleştirilebilir.

LAV ve HTLV III kısaltmaları nereden kaynaklanmaktadır?

Birbirinden bağımsız ve aşağı yukarı aynı ta­rihlerde AİDS etkenini keşfeden iki bilim ada­mının kendilerine özgü tanımlamalarından. Pasteur Enstütüsü'nden Luc Montagnier lenfa-denopatisi olan, ki bu AİDS 'in tipik belirtilerin-dendir, bir erkek hastasında bulduğu bu yeni hastalık etkenine "Lymphadenopathie Assozii-ertes Virüs" LAV, türkçesiyle lenfadenopati ya­ratan virüs, adını vermiştir. ABD'deki Ulusal Kanser Enstitüsü'nden Robert Gallo ise löse­mi araştırmalarında hastalık etkeni ile karşı­laşmış, daha sonra bunun AİDS etkeni oldu­ğunu farketmiştir. Etkenin vücut lenfatik siste­minin belli hücrelerini, T hücrelerini yok ettiği­ni saptadığından, HTLV III, yani "Humanes T-Cell Lymphotropes Virüs" adını vermiştir.

Etkenin nasıl ve nerede ortaya çıktı­ğı biliniyor mu?

Bu konuda varsayımlar sözkonusu. Bu güne kadar hastalığın ilk kez nerede ortaya çıktığı tam olarak belirlenebilmiş değil. Hastalığa ilk kez Afrika'da rastlandığı görüşü de kesinlik kazanmamıştır. Yeşil maymunlar denilen bir Afrika maymun türünden insanlara geçmiş ol­duğu da yine yalnızca bir varsayımdır.

Virüs gen teknolojisi üzerinde çalı­şan bir laboratuvarda üretilmiş ola­maz mı?

Hayır. Virologların bu kadar karmaşık bir virü­sü genler üzerinde oynayarak üretmelerini dü­şünmek çok uç bir hayal olur. Bu varsayımdan hareket edilecek olsa, virüsün 1975 yılından önce elde edildiğini gözönünde bulundurma­mız gerekmektedir. Çünkü 1975 yılına ait don­durulmuş kan örnekleri üzerinde AİDS etkeni­ni araştıran ve hastalığın varlığını kanıtlayan serolojik testler bulunmakta. Bilim adamları bugün virüsleri yeni baştan meydana getire­cek aşamada olmadıklarına göre, 1975 yılı öncesinde bunun hiç mi hiç mümkün olama­yacağı açıktır. Etkenin ortaya çıkışı tam olarak aydınlatılmadan bu tip kuşkular gündeme ge­lecektir. Araştırmacılar da sonuca ne zaman ulaşabilecekleri konusunda kuşkudadırlar. Bu­gün sifiliz etkeninin nerede ortaya çıktığı tam olarak bilemediğimiz gibi.

AIDS'i meydana getiren daha değişik virüsler var mı?

Evet. Şimdiye kadar iki etken belirlenmiştir. İkinci etken, kısa bir süre önce İsveçli ve Fran­sız iki bilim adamının Batı Afrika'da gerçekleş­tirdikleri kan tahlillerinde ortaya çıkmıştır. İkin­ci virüs de HlV'a benzemektedir. HIV 1'den ayırdedilebilmesi için HIV 2 olarak adlandırıl­mıştır.

HIV 2 virüsü nerelerde karşımıza çıkmaktadır?

Bu virüsün Batı Afrika ülkelerinde bulunduğu ve Batı Afrikalılarla riskli ilişkide bulunanlarda rastlandığı bilinmektedir. HIV II virüsünün dün­ya üzerindeki yaygınlığı, sürdürülmekte olan araştırmalar sonucu belirlenecektir.

HIV II virüsü ile enfekte olmuş Al­man vatandaşı var mıdır?

Evet. Batı Afrikalı partnere sahip bir kadın bu mikrobu almıştır. Frankfurt'ta da enfekte ol­muş iki kişi belirlenmiştir. Bu iki kişinin hangi yolla enfekte oldukları aydınlatılamamıştır. Yi­ne de bu virüs türünün Alman toplumunda yaygınlık kazanmadığı görülmektedir. Münih'de 120 kişiye uygulanan ve HIV II virüsünü araştıran testlerde pozitif sonuca rastlanma­mıştır.

AIDS etkeni nasıl bulaşır?

Başlıca üç bulaşma yolu vardır: Kan yoluyla bulaşma: Burada enfekte, yani vi­rüsü taşıyan kanın dolaşım sistemine karış­ması gerekmektedir. Örneğin uyuşturucu bağımlılarının ortak kullandıkları enjektörler, ya da 1985 yılı sonbaharı öncesinde test edilme­miş kanların kullanımı gibi yollarla kişi kolayca mikrobu alabilmektedir.
Cinsel ilişki: Virüsü taşıyan vücut sıvıları ge­nellikle küçük ve farkedilmeyen yaralardan do­laşıma karışabilirler. Yeni yapılan araştırma­larda kadınlarda ikinci bir bulaşma yolu daha belirlenmiştir. Virüs kadınlara dölyolu mukoza­sı yarasız da olsa bulaşabilmektedir. Anneden çocuğa: Hamilelik sırasında, doğum esnasında, ya da daha sonra emzirme yoluy­la.

Hangi vücut sıvıları tehlikelidir?

Kan ve sperm sıvılarında virüs en yüksek kon­santrasyonda karşımıza çıkıyor. Anne sütün­de de yüksek konsantrasyonda virüs belirlen­miştir. Bu vücut sıvıları mikrop bulaştırıcılıkları açısından en tehlikelileridir.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Aids ile Tukruk Ter İdrar İliksisi

Aids ile Tükrük, Ter, İdrar, Gözyaşı İlişkisi, Aids Korunma

Tükürükte ne kadar virüs bulunmak­tadır?

Sperm, kan ve anne sütüne kıyasla tükrükte oldukça az miktarda virüs bulunur. Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan araştırmalarda tükürükte bulunan bazı maddelerin yarım sa­atte AİDS etkenini öldürücü nitelikte oldukları belirlenmiştir.

Gözyaşı, idrar ve terde durum nasıl?

Gözyaşında virüs konsantrasyonu öyle düşük­tür ki, saptama yapabilmek için ortalama 2 İt. gözyaşına gereksinim vardır. İdrar ve dışkıda da ancak büyük miktarlar işleme tabi tutuldu­ğunda etkenin varlığı belirlenebilmektedir. Terde de hastalık etkenine çok az miktarda rastlanılmaktadır. Bu miktarlara günlük ortala­ma değerlerle ulaşılması olanak dışı olduğun­dan enfeksiyon kaynağı olarak rol oynadıkları kabul edilmemektedir.

Tükrük, idrar ya da dışkı enfeksiyon açısından ne zaman tehlikelidir?

Dışkı, idrar ya da tükrüğün bir başkasının kan dolaşımına karışması tehlikelidir.

Vücuda ne kadar virüs girdiği önem taşır mı?

Evet. Enfeksiyon hastalıklarının çoğunda bili­yoruz ki, ancak belirli miktarda hastalık etkeni vücuda alınırsa hastalık meydana geliyor. Bu miktar enfeksiyon dozu olarak adlandırılmak­tadır. Değişik hastalıklarda farklılık gösterir bu doz. Birçok araştırma gösteriyor ki AİDS'te de enfekte olma tehlikesi alınan virüs miktarı ile ilişkili. Çok az sayıda hastalık etkeni vücuda girdiğinde immün sistemin pek öyle kolay pes etmeyeceği düşünülmektedir.

Risk gruplarından söz ediliyor sürekli olarak. Kimler HIV ile enfekte olma tehdidi altındadır?

Öncelikle sık eş değiştiren homoseksüel er­kekler ve kendi tek kullanımlık enjektörünü kullanmayan uyuşturucu bağımlıları AİDS'e en çabuk yakalanabilecek konumdadırlar. Test edilmemiş kan ürünlerini kullananlar ve AİDS virüsünün yaygın olduğu ülkelerde yaşayan halk (Afrika'nın belli kesimleri ve Karayib'dekiler gibi) tehdit altındadır. Bu gruptakilerle ya­kın seksüel ilişki içinde olanlar da aynı risk grubuna dahildirler. Bu gün risk grupları ile de tehlikeyi sınırlandırmak mümkün değildir. Çünkü enfeksiyon bu risk gruplarından kay­naklanarak cinsel ilişkide bulunan çiftlerden eş değiştirme yoluyla diğer çiftlere çığ gibi büyü­yerek yayılma göstermektedir.

Risk gruplarına ait değilim, ne ölçü­de güvenlikte sayılırım?

Mikrop bulaşma tehlikesi risk grubuna ait ol­makla sınırlı değildir. Günlük yaşamda riskli bir durumda olmak veya tehlikesi olan bir ilişki yaşamak da olumsuzluğa işarettir. Örneğin prezervatifsiz cinsel ilişki Enfeksiyonu taşıyan bir kişi ile birlikte olmuş olabilirsiniz. Bu ne­denle şöyle bir söylem geliştirilmiştir: AİDS'i kimse vermez, insan kendisi alır.

Herkes AIDS'e yakalanabilir mi?

Evet. Partnerinizin yüzde yüz hasta olmadı­ğından emin değilseniz onunla korunmasız cinsel ilişki size hastalığı sunacaktır.
ab5a92ead6d1a63941ab3ff73371ced06d95dc39 (161×34)

Canlı Tv İzle